Anasayfa Genel Ekonomi Spor Sağlık Kültür/Sanat Eğitim Resmi İlanlar Seri İlanlar İletişim

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 

   
   
Basın İlan Kurumu'ndan yazılı açıklama

Basın İlan Kurumu, AYM kararına ilişkin kamuoyuna açıklama yaptı. A+A-   Basın İlan Kurumu, AYM kararına ilişkin kamuoyuna açıklama yaptı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 10 Mart 2022 tarihinde oy çokluğu ile aldığı 2016/5903 başvuru numaralı kararı, Resmi Gazete’nin 10 Ağustos 2022 tarih ve 31919 sayılı nüshasında yayımlanmıştır. Kurumumuzca, gerekçesiyle birlikte bugün öğrenilen AYM kararına ilişkin; kamuoyunun bilgilendirilmesi adına aşağıdaki açıklamanın yapılmasına gerek duyulmuştur. En başta vurgulamak isteriz ki, 02 Ocak 1961 tarih ve 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanunun “Müeyyide” başlıklı 49. maddesi, bugüne kadar hiç değişmemiştir. Genel Kurulumuz, söz konusu maddeye dayanarak 1961, 1964, 1994 ve 2022 yıllarında Basın Ahlak Esaslarını belirlemiştir. Bütün bu mevzuat hükümleri birçok mahkeme kararında hukuki kaynak olarak kabul edilmiştir. Hatta AYM’nin 2016/5653, 2016/73997 ve 2017/30597 başvuru numaralı kararlarında, anılan kanun hükmünün kanunilik ölçütünü karşıladığı açıkça vurgulanmıştır. Bu tespitin ardından Anayasa Mahkemesi, basın ahlak esasları ile ilgili olarak kendisine yapılan başvuruları münferit olarak ele almış ve müeyyide kararının ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığını esastan incelemiştir. Ancak bu son kararıyla AYM, 195 sayılı Kanunun 49. maddesinde yapısal bir sorun tespit ederek, önceki görüşünden ayrılmış ve anılan kanun hükmünün temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasında kanunilik unsurunu taşımadığı sonucuna varmıştır. Bugün, AYM’nin görüş değişikliği içeren bu kararı, kanun maddesinin iptali kararı değildir. AYM, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) ilgili kanun maddesi hükmünün; kararda bahsi geçen dengeleme ölçütleri göz önüne alınarak yeniden düzenlenmesini önermektedir. Önemle belirtmek isteriz ki, AYM kararında, kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olan ve eleştiri sınırlarını aşan ve/veya kanunlarında yaptırıma bağlanan suç kapsamında yer alan haberlerin, yaptırıma tabi tutulmasının hukuk devletinin bir gereği olduğu ifade edilmektedir. Kararda, basının niteliklerini artırma ve basının özellikle ekonomik özgürlüğünün tesisini sağlama gayesiyle kurulan bir kuruma, müeyyide uygulama yetkisinin verilebileceği hükme bağlanmaktadır. Dolayısıyla AYM, Basın İlan Kurumu’nun müeyyide uygulama yetkisinin bulunduğunu açıkça ifade etmektedir. Olağanüstü gündemle toplanan ve AYM’nin kararını bu çerçevede değerlendiren Yönetim Kurulumuz, TBMM tarafından 195 sayılı Kanunun 49. maddesinde değişiklik yapılana kadar Basın Ahlak Esasları kapsamında yapılan başvuruları toplantı gündemine almamaya karar vermiştir.   Kamuoyuna saygıyla duyurulur." Kaynak: Basın İlan Kurumu'ndan yazılı açıklama

  

   
   
MEHMET YARDIMCI SÖYLEŞİ

Tokat-Zile’de 1945 yılında doğan Dr. Mehmet Yardımcı, Türk Halk Edebiyatı ve kültürüne aralıksız 60 yıldır sunduğu katkılarla yazdığı eserlerle yetiştirdiği kadrolarla Türkiye’de ve Balkanlar’da tanınmış bir bilim insanıdır.             Sözlü- yazılı Türk Halk Edebiyatının her alanında yaptığı araştırma ve incelemeler sonucunda 50 kitap yazan Dr. Mehmet Yardımcı, ulusal ve uluslar arası toplantılarda sunduğu bildirilerde maniler, masallar, atasözleri gibi türlerde saptadığı ortaklıklar Kosova ile Türkiye’nin kültür devamlılığını göstermektedir.             Makedonya ve Kosova’daki kültür ve edebiyat toplantılarına 1998 yılından başlayarak katılan Dr. Mehmet Yardımcı yakın zamanda Mamuşa ve Zile’nin aynı tarihi ve kültürel beraberlikleri için çalışmalarına aralıksız devam etmektedir.        Bu konuda Yardımcı’ya yönelttiğimiz sorulara verdiği cevaplar şöyledir. Soru: Siz Türk halk edebiyatının nazım ve nesir örneklerini çok uzun yıllar süren araştırmalarla ortaya çıkarmış çok yönlü ve uluslar arası alanda tanınmış bir bilim insanısınız. “Başlangıcından Günümüze Türk Halk Şiiri” kitabınız halk edebiyatımızın nazım yönünü en kapsamlı ve ayrıntılı ele alan bir baş yapıt niteliğindedir. Ayrıca edebiyatımız içinde âşık edebiyatı çalışmalarınız da bu alanda çok kapsamlı saha çalışmalarınız sonunda ortaya çıkmış eşsiz örnekler olarak akademi dünyasına yol gösterici olmaktadır. Günümüzde genç araştırmacıların saha çalışmalarına yönelmeden bilim yapma çabalarını göz önünde bulundurarak, Türk halk edebiyatı araştırmalarının bulunduğu yeri ve geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Cevap: Ben gerek Yüksek Lisans, gerekse Doktora çalışmalarımda Prof. Dr. Bilge Seyidoğlu, Prof. Dr. Ali Berat Alptekin ve Prof. Dr. Saim Sakaoğlu ile çalışma şansını elde ettiğim, prensipli sıkı çalışmalarına harfiyen uyduğum için halk edebiyatı alanında geniş bir ufka sahip olduğuma inanıyorum. Bu çalışmalarım sırasında dünyanın önemli Türkologlarından Prof. Dr. Osman Nedim Tuna ile hem bölüm arkadaşım, hem lojman komşum hem de Yüksek Lisansta bir dersini alma şansına erdiğimi degözardı etmemek gerekir. Yüksek Lisans tez danışmanım Prof. Dr. Bilge Seyidoğlu ile tez konusu seçerken bana çalışmak istediğin konu var mı demeden, ileri yaşta lisans üstü eğitime başladığım ve bazı derlemeler yapıp bunları çeşitli dergilerde yayımladığımı bildiği  için sen saha araştırmasına yatkınsın deyip Masal tezi yapmamı istedi.  “Anadolu Masalları üzerine önemli tezler yapıldı. Prof. Dr. Saim Sakaoğlu Gümüşhane Masallarını, Prof. Dr. Bilge Seyidoğlu Elazığ Masallarını, ben Erzurum Masallarını yaptım. Sen de Malatya Masallarını tez olarak yapacaksın” diye kesin tavır koyunca mecburen  kabul ettim. Fakat Bilge Hanım teze hemen başlatmadı. Yıllarca İnönü Üniversitesi’nde halk edebiyatı dersleri okuttuğum halde önüme masal, efsane,  mitoloji  ve halk nesri üzerine 100 kadar kitap, makale, bildiri listesi koydu. Bir dönemde bunlar bitecek bu kitaplar ve yazılar üzerinde fikir alış verişinde bulunacağız sahada masal derlemeye ve teze sonra başlayacağız dedi. İyi ki de öyle yapmış çünkü bu kaynaklara erişeceğim yer Milli Kütüphane ve o dönemde Kültür Bakanlığının Folklor  Araştırma Dairesi alt katındaki kütüphanesi idi. Milli Kütüphane eski Genel Müdürü Müjgan Cunbur aracılığı ile Milli Kütüphanede bütün dergilere ve sınırsız kitap taramaları şansına kavuştum. Masal ve halk nesri ile ilgili çok sayıda yazı fotokopisi  alıp ufkumu oldukça genişlettim. Folklor Araştırma Dairesi o zamanki başkanı Kamil Toygar ve yardımcıları Nail Tan’la Hayrettin İvgin’in de araştırmalarıma ilişkin makaleleri bulmakta yardımlarını çok gördüm. Konum Malatya Masalları olunca Malatya’nın tüm ilçe ve köylerini gezmem, sahada masal derleme çalışmaları yapmam oldukça zordu. İzinsiz köylere gidilemiyordu. Kültür Bakanlığı Folklor Araştırma Dairesinden Masal ve efsane derleme projesi istedim Kamil Toygar Malatya Mutfak Kültürü projesi verebiliriz,ekibini kurar müracaat edersin, Valiliğe araba tahsisi ve köylere dolaşma izin yazısı göndeririz dedi. Kabul ettim. O dönemde bölümümüz asistanlarından Prof. Dr. Zeki Kaymaz, Prof. Dr. İsmail Doğan ve Malatya İl Kültür Müdürü Hüseyin Şahin’le tüm köyleri dolaştık.  Mutfak Kültürü projesinin yanı sıra yüzlerce masal, efsane, fıkra, bilmece vb. derledim.  O proje sayesinde hem Malatya Halk Kültürü Arşivi sahibi oldum hem de  Kültür Bakanlığınca Malatya Mutfak Kültürü adlı bir kitabımız yayımlandı. Teze başlayınca Prof. Dr.Bilge Seyidoğlu Stith Thompson’un motif indeksi’ne göre yapacaksın deyince şaşırıp kaldım. Sadece Prof. Dr. Saim Sakaoğlu’nda bulunan motif indeksi sayın Sakaoğlu liseden hocam olduğu için verdi. Yaşayan Malatya Masalları adlı güzel bir tez hazırladım kitap haline getirdiğim biçimini önce İnönü Üniversitesi sonra da Malatya Valiliği yayımladı. Doktoraya gelince, İnönü Üniversitesi’nde Türk  Halk Edebiyatı Doktora Programı olmadığı için Fırat Üniversitesi’nde doktoraya başladım. Resmi Tez danışmanım o zaman Yrd. Doç. Dr. olan, Prof. Dr Ali Berat Alptekin’di.  “Yüksek Lisansta nesir çalıştın,  alt yapıyı güçlendirmek için bir hayli uğraştın.  Doktorada Halk Şiiri üzerine çalışırsan Halk Edebiyatının bütün yönlerine tam bir hakimiyet sağlarsın. Üzerinde çalışılmamış bir âşık bul görüşelim.” Dedi. Hiç bilinmeyen sadece:             “Fırgatlı fırgatlı ne inilersin             Allı turnam sinen parelendi mi”                           “Bir güzelin sevdası var serimde                          Ah eder gezerim çöl eyler beni”               “İşte geldi geçti ömür kervanı             Yalan dünya ne gününü gördüm ben” gibi birkaç türküsü ağızdan ağza söylenen Hekimhanlı Esirî’nin cönklerini  bulmuş ve550 kadar şiirini elde etmiştim. Götürdüğümde, senin liseden hocan, benim de lisans, yüksek lisans ve doktora hocam olan, Prof. Dr.Saim Sakaoğlu’na gideceksin resmi yoksa gayri resmi danışmanlığını kabul ederse bu tezi yap dedi. Hekmhanlı Esirî ile ilgili tüm malzemeyi Konya’ya, Sakaoğlu’na götürdüm. Resmi danışmanın Ali Berat Alptekin olsun ama her şeyi göreceğim. Tezin adı Âşıklık Geleneği içinde Malatyalı Âşıklar ve Hekimhanlı Esirî’nin Şiir Dünyası olacak deyip tezi üç katına çıkardı. Âşık ve Âşıklık Geleneği ile ilgili ne kadar kitap, makale, bildiri varsa elden geçirip önemli bir bölümünün fotokopisini alıp bu kez önemli bir halk şiiri arşivi oluşturdum. Masal Derlemesi yaparken köylerde derlediğim âşıklara yazılı basındakileri de ekleyince Malatyalı âşıkları bir araya getirmiş oldum. Tez bittiğinde Sakaoğlu “Bu tezden üç kitap çıkar. Birinci bölümden  ‘Başlangıcından Günümüze Türk Halk Şiiri, Anonim Halk Şiiri-Âşık Şiiri-Tekke Şiiri’, İkinci bölümden ‘Malatyalı ‘Aşıklar’, Üçüncü  bölümden de ‘Hekimhanlı Esirî’” dedi. Birinci bölümden yaptığım ‘Başlangıcından Günümüze Türk Halk Şiiri’ 12 baskı yaptı ve halen bir çok üniversitede ders kitabı ya da kaynak kitap olarak okutulmaktadır.  Üçüncü bölümden hazırladığım  ‘Hekimhanlı Esiri’  Kültür Bakanlığı tarafından yayımlandıktan sonra Özgül Yayınları da  ‘Esiri Baba’ adı ile yayımlamıştır. Günümüzde Türk Dili Edebiyatı ve Türkçe Eğitimi bölümlerindeki zorunlu ana ders saatlerinin azaltılması nedeniyle, gerekli lisans eğitimi alamayan  genç araştırmacıların,alanlarıyla ilgili alt yapılarını güçlendirmeden, saha çalışmalarına yönelmeden, hatta sahada folklor derleme metotlarını bilmeden,  bilim yapma çabaları hatalı ve noksandır. Henüz sahada pek çok derlenecek malzeme mevcuttur. Sözlü kültür kaynakları azalmakta ve bitmektedir. Artık Kurtuluş Savaşı anılarını anlatanlar kalmadığı gibi, masal anaları gibi sözlü kültür kaynakları da tükenmek üzeredir.   Soru: Türk halk edebiyatının anlatıma dayalı nesir türünün ayrıntılı ve karşılaştırmalı bir örneği olan “Türk Halk Edebiyatında Türler ve Halk Bilimi kitabınız ve ardından gelen çalışmalarınız, Balkanlar’da yaşayan Türk halk edebiyatı örneklerinin ortak yanlarına, efsane, atasözleri, ninni, tekerleme boyutunda yer veriyorsunuz. Ortak kültür geçmişimizin araştırılmasında bundan sonra da neler yapılmalıdır? Genç araştırmacılara neler önerirsiniz? Cevap: Anadolu halk edebiyatı türlerinin hemen hepsi Balkanlarda benzer biçimde yaşatılmaktadır. ‘Kıbrıs Anadolu Ve Diğer Türk Yurtlarında Ölümle İlgili İnanış  Ve  Uygulamalar’ adlı yazımızda  Anadolu’daki ölümle ilgili inanış ve uygulamaların Kosova, Makedonya ve tüm Balkanlarda  birebir benzerliği önemlidir. ‘Kıbrıs Atasözlerinin Türk Dünyası Atasözleri Arasındaki Yeri’ yazımızda örneksediğimiz Atasözlerinin başta Kıbrıs, Kosova ve Makedonya olmak üzere tüm Türk dünyası arasındaki benzerlik ortak kültür değerlerimizin önemli işaretidir. ‘Kıbrıs Ve Diğer Türk Ülkelerinde Ortak Ninni Ve Tekerlemeler’ yazımızdaki ninni ve tekerlemelerdeki benzerlikle‘Anadolu Kıbrıs Ve Balkanlarda Ortak Mâniler’ yazımızda örneksediğimiz ortak manilerin  çokluğu dikkat çekicidir. ‘Azerbaycan  Efsanelerinin Anadolu Ve Diğer Türk Efsaneleri İle Mukayesesi’ adlı makalemizde örneksediğimiz ‘Taşa Dönen Çoban Efsanesi’  Anadolu,  Makedonya ve Batı Trakya’da anlatılmakta olup, Azerbaycan’da anlatılan ‘Daş Kız’ efsanesinin Anadolu ve Makedonya’da benzer biçimde dile getirilmesi Türk dünyasında taş kesilme motifinin yaygınlığının örneklerinden bazılarıdır. ‘Kıbrıs Ve Balkan Türkleri Efsanelerinin Anadolu Efsaneleriyle Mukayesesi’ adlı yazımızda örneksediğimiz: Türkler arasında anlatılan Prizren’deki Karabaş Baba Efsanesi’ndeki: Malta’da esir olan bir kişinin rüyasına, Prizren’de öldüğü zaman oturduğu evin arka bahçesine gömülen sonra da mezarı üzerine demirci dükkânı yapılıp mezarı kaybolan Mustafa efendi girer. “Yattığım yerde rahat değilim, başımın üstünde devamlı demir dövülüyor.  Burada devamlı gürültü var. Senin vazifen beni Prizren’de yattığım mezardan çıkarıp kent kabristanına defnetmektir.” der. Esir, bunu hayretle karşılayıp, sürgünler kampından nasıl çıkarım diye karşılık vermiş.  Mustafa Efendi: “Sen gözlerini kapa ve yoluna koyul. Ardına hiç bakmadan yoluna devam et. Bunu yerine getirmeye başladığın andan itibaren hiçbir engelle karşılaşmayacaksın. Sana Allah yardımcı olacaktır.” demiş.  Mustafa efendinin söylediğini yerine getiren hükümlü kendini Pirizren’de çeşme başındaki büyük kaya üzerinde bulmuş. Camiden çıkan müminler onunla ilgilenince başına gelen ve kendisine verilen görevi anlatmış.  Rüyasında tasvir edilen yere polisleri de alarak gelmişler. Demirci dükkânındaki örsü çekip altındaki toprağı kazınca cesedi bulmuşlar.  Başında kara bir nişan olduğu için ona Karabaş demişler. Hükümlünün rüyasında tasvir edilen yere götürüp bugünkü kabrine defnetmişler. Daha sonra da bir türbe yaptırmışlar.Altay Suroy Receboğlu, Balkanlarda Türk  Efsaneleri, Bay, S.18, s.16Bu rüya ve yine Prizren’deki Karslı Ali Efendi Efsanesi’ndeki Prizren’de  yaşayan bir şahsın gece rüyasında Ali Efendi’yi görüşü ve Ali Efendi’nin ona kendi mezarı üzerine bir türbenin yapılmasını söylediği  rüya motifi de  Türk efsanelerinde rüya motifinin ön plana çıktığı efsanelerdendir. Ortak kültür geçmişimizin araştırılması için bizim yaptığımız,  Tokat-Zile’den / Prizren- Mamuşa’ya Uluslararası Kültür Köprüsü Sempozyumu gibi,  Kültür Bakanlığı, Yunus Emre Enstitüsü ve TİKA’nın desteği ile önce Kosova’da sonra Türkiye’de olmak üzere her üç yılda bir Kosova / Anadolu Kültür Köprüsü Sempozyumudüzenlenmelidir. Genç araştırmacılara önerim Sahada Folklor Derleme Metotlarını iyi bilip, buldukları her halk kültürü ürünlerini arşivleyip yayın alanına sokarak değerlendirmeleridir. Soru: 16/19 Nisan 2019’da Kosova’da sizin girişiminizle düzenlenen  “Tokat- Zile’den / Prizren Mamuşa’ya Uluslararası Kültür Köprüsü” sempozyumu, panel, konferans, Söyleşi ve Şiir Şöleni büyük ilgi çekmişti. 20 bildirinin sunulduğu toplantıya adanmış Zile Belediyesi Kültür Sanat Dergisi özel sayısı yayınlandı. Ortak kültür mirasımızın tarihe not düşen belgesi niteliğindeki bu çalışmalarınız önümüzdeki yıllarda sürecek mi? Bu konudaki düşünce ve öneriniz nedir?   Cevap: Tokat/Zile’den – Prizren / Mamuşa’ya Kültür Köprüsü Sempozyumuna Uzanan Yol Yıl 2007. O dönemin Zile Belediye Başkanı Murat Ayvalıoğlu.  Ne ortak yönümüz,  ne siyasi,  ne sosyal  bir bağımız var.  Tek bağımız ikimizin de Zileli olması. O, görevi gereği Zile Kültürüne sahip çıkması gereken bir yönetici. Ben, 1972’den beri Zile ve çevresinde halk bilimi araştırmaları yapan ve Zile'nin tek yayın organı  Zile Postası  adlı gazetede arada bir köşe yazısı yazan,  bazı şiirlerini yayımlayan  Halay, Sivas Folkloru, Tarla, Türk Folkloru,  Türk Dili  vb.  kültür sanat dergilerinde  yazıları yayımlanan bir  öğretim Üyesiydim. 1986’da da Malatya İnönü Üniversitesine daire başkanı olarak gidişim,  Dr. Öğretim üyesi olarak Malatya ve İzmir’de uzun yıllar görev yapışım  Zile ile kültürel bağlarımı hiç kopartmamıştı.             Bu bağ nedeniyle, sayın Ayvalıoğlu’nu ziyaret edip Zile’de TARİHİ VE KÜLTÜRÜYLE ZİLE SEMPOZYUMU yapalım önerimi önce kuşku ile karşılayıp sonra 2008’de yapalım dedi.  Murat Ayvalıoğlu,  Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yardımcı, Bekir Altındal  ve NecmettinEryılmaz dan oluşan yürütme  kurulunu kurup 9-12 Ekim 2008’de sempozyumu gerçekleştirip 2009’da bildirileri kitap haline getirip ücretsiz dağıtınca dünyalar bizim olmuştu.              Yıl 2011.             2008’deki sempozyumun değerlendirme oturumunda  üç yılda bir sempozyum yapılması kararı alındığından Zile’ye gelip Belediye  Başkanından randevu aldım.             Belediye Başkanı değişmişti. Önceki başkan gibi hiçbir yakınlığım olmayan,  siyasi görüşü, bağlı bulunduğu parti,  mesleği vb. hiç bir konuda ortak yönümüz olmayan sadece Zileli oluşu ile yakın olduğum Lütfi Vidinel Belediye Başkanı olmuştu.             Randevu alıp gittiğimde, 2008’deki sempozyum değerlendirme oturumundaki kararı anlatıp sempozyum yapıp yapmayacağını sorduğumda. Başlatılmış bu kültürel etkinliğin kesintiye uğramasına gönlüm razı gelmez.  Yine Ekim ayında yapalım dedi ve  hiçbir yerden maddi destek almadan Belediye olanakları ile sempozyumu gerçekleştirdik.             Tarihi ve Kültürüyle II. Zile sempozyumu bildiri kitabını da hazırlayıp Zile Belediyesi Kültür Yayınları arasında yayımladık ve ücretsiz olarak dağıtıldı.               Yıl  2015:               II. sempozyumda da  üç yıl sonra tekrar yapılması kararı yinelenerek sempozyum dizisinin devamı  için alınan kararı Lütfi Vidinel’e  bildirmek için gittiğimde ekonomik sıkıntıya rağmen  hiçbir yerden maddi destek almadan yapma kararı aldık. Başarıyla yaptığımız  sempozyumun  kitabını da Zile Belediyesi adına 2013’ten beri çıkardığımız  ZİLE KÜLTÜR SANAT DERGİSİ’nin  8-9. Sayısı olarak yayımladık.             Yıl: 2019.             Tarihi ve Kültürüyle Zile Sempozyumunun dördüncüsünü Uluslararası boyuta taşıyıp  daha önce Zile ile kardeş şehir yapılan, halkının tamamının Türkçe konuştuğu yer olan,  İlkokul, Ortaokul ve Lise öğrenimini Türkçe yapan Anadolu dışındaki tek yer olması nedeniyle İzmir KIBATEK  kurumu tarafından ödüllendirilen, halkının da çok  önemli bir kısmının Tokat’tan giden Tokatlı ailelerden oluşan Prizren’in 18km.uzağındaki Mamuşa’da yapmayı düşünerek TİKA  desteği alabilmek için TİKA mevzuatını çok iyi bilen bir arkadaşım aracılığı ile  TİKA Başkan Yardımcısından randevu alıp yaptıklarımızı ve yapmak istediğimizi anlattıktan sonra TİKA formatı çerçevesinde Zile Belediyesi olarak müracaat etmemizi söyledi.                            O günlerde Prof. Dr. Yaşar Özgök ZİLE STK’yı kurmuş ve ilk büyük toplantısını Ankara’da yapmıştı. Bu toplantıya gelip Zile  Sözlü Kültürü üzerine bir konuşma yaptıktan sonra, ZİLE STK BAŞKANI  Prof. Dr.Yaşar Özgök’e  uluslararası  Zile’den Mamuşa’ya Kültür Köprüsü Sempozyumu projemizi anlattım.  Sayın Özkök,  ZİLE STK ile yürüteceğimizi hatta BAŞTEK’i  ve  GOP Üniversitesini  de devreye koyarak geniş kapsamlı yapma kararı alarak oluşturduğumuz   Prof. Dr. Yaşar Özgök, Prof. Dr. İbrhim Tüzer,  Dr.Mehmet Yardımcı’dan oluşan yürütme kurulu ile bütün organizasyonu düzenleyip 30 kişi ile gittiğimiz Kosova’da Sempozyumun yanı sıra Mamuşa, Prizren, Priştina ve Üsküp’te  bir dizi etkinlik yapma kararı alarak  TİKA’nın maddi desteği ile gerçekleştirdik. TİKA dışında,  hiçbir kurum ve kuruluş maddi destek vermemiştir.                            Sadece TİKA’nın verdiği gala yemeğinin dışında Mamuşa Belediyesi Kosova’da sempozyuma katılanlara üç öğle yemeği ve iki akşam yemeği vererek büyük destek koymuştur. Burada Mamuşa Belediyesine Teşekkürlerimi ve şükran duygularımı belirtmek isterim.             16 Nisan 2019’da Mamuşa’da yapılan  Açılış töreninde protokol  konuşmalarınıProf. Dr. Yaşar Özgök (BAŞTEK Bşk.), Abdülhadi Krasniç (Mamuşa Belediye Bşk.),  Prof. Dr. Gürer Gülsevin (Türk Dil Kurumu Bşk.), Prof. Dr. Bünyamin Şahin (GOP Ünv. Rektörü), Eyüp Eroğlu (Tokat Belediye Bşk.), Şükrü Sargın (Zile Belediye Bşk.) ve Prof. Dr.İbrahim Tüzeryapmıştır.                            Sempozyumun birinci günü Mamuşa’da ikinci günü de Prizren’de gerçekleşmiş, üçüncü günü Priştine Üniversitesi Filoloji Fakültesi’nde konferans, panel ve Uluslar arası Şiir Şöleni düzenlenmiş, ‘Türk Şiirinin Doğuşu ve Gelişim Evreleri’ konulu konferans  Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Yardımcı tarafından verilmiş, söyleşi, Osmanlı’da Sağlık konusunda Prof. Dr. Yaşar Özgök tarafından gerçekleştirilmiş  ve Uluslararası Şiir Şöleni yapılmıştır. Dördüncü günü de Üsküp’e kültürel gezi düzenlenmiştir. Bildirilerin,  Zile Belediye Başkanı Sayın Şükrü  Sargın’ın,  Zile Belediyesinin yayın organı olan ZİLE KÜLTÜR SANAT DERGİSİ’nin devamına karar vermesi nedeniyle Zile Kültür Sanat Dergisi’nin  10. Sayısı olarak  Nisan 2020  Bahar Sayısında Sempozyum özel sayısı olarak yayımlanmış ve ücretsiz olarak dağıtımı sağlanmıştır.             Her türlü desteği veren TİKA’ya, Yunus Emre Enstitüsü’ne, Zile ve Mamuşa  Belediyelerine  teşekkürlerimi arz ederek   ‘Nereden Nereye’diyor,  2007’de başlayan  serüvenin uluslararası bir boyuta ulaşmasının hazzını yaşıyor,  Tokat-Zile ve Mamuşa Belediyelerinin Gazi Osman Paşa Üniversitesi  birlikteliğiyle  Tokat ve Zile’de gerçekleşmesi için,Tokat -Zile’den / Prizren -Mamuşa’ya  Uluslararası Kültür KöprüsüSempozyumunun ilk başlatıcısı olarak  gerekli çabayı göstereceğim. Umarım, belediyelerin çabaları ile  devamıyapılıp, süreklilik kazanacaktır.

  

   
   
Başkan Sargın; -Parklarımız çöplük değildir!-

Parkların çöplüğe dönüştürülmesinin çok üzücü olduğunu ifade eden Belediye Başkanı Şükrü Sargın, “Parklarımızın bu çöplük gibi hali hangi duyarlı yurttaşımızı üzmez? Parklarımız çöp atılacak yerler mi?” diye sordu.   Parklara sürekli olarak çöp atılmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Başkan Sargın, parkların belediye tarafından temizlenmesine rağmen, çevreye duyarsız insanlarca kirletilmeye ve çöplük gibi kullanılmaya devam edildiğini belirterek bu davranışı kınadığını belirtti.   Mutat şehir içi gezisi sırasında Muhsin Yazıcıoğlu Parkı’nın çöplüğe dönüşmüş halini gören Başkan Sargın, Zile’deki parklara yapılan bu çirkin ve üzücü davranışın çevreye ve kentine saygılı bir insana yakışmayacağını belirterek, "Parklarımızın ve çevremizin kirletilmesine neden olanlar aslında kendi ruhlarını kirletmektedirler” dedi.   Parkların her kirletildiğinde belediye ekiplerince temizlendiğini vurgulayan Başkan Sargın Zile’ye can veren bu parkları asıl temiz tutması gerekenlerin bu şehirde yaşayanlar olduğunu ifade ederek şunları söyledi.     “Kimi duyarsız yurttaşlarımız  ‘nasılsa belediye gelir temizler’ mantığıyla bu parklara çöplerini atarak sadece parklarımızı kirletmekle kalmıyor, Zile’yi de kirletiyorlar. Bu davranış, sorumluluklarının bilincinde olan, duyarlı insanlara yakışan bir durum değil. Bölgedeki en çevreci belediye olarak bilinen bir belediyenin başkanı olarak, Zile halkının çevreye karşı duyarsız ve saygısız oldukları yönündeki sözleri işittiğimde onlar adına üzülüyorum. Zilelilerin gerçekte böyle olmadığına inanıyorum. Zilelilerin kendi içlerinde ‘Parklarımız Çöplük Değildir!’ kampanyası başlatmalarını ve bu önemli yaşam kaynaklarımızı kirletenlere müsaade etmemelerini diliyorum.”

  

   
   
Zile de Karakılçık Buğdayı hasadı yapıldı

Zile’de “karakılçık Buğdayının Yaygınlaştırılması Projesi” kapsamında 15 dönüme ekimi yapılan Karakılçık Buğdayının 6 ton hasadı yapıldı. Zile Belediyesi tarafından Karakılçık Buğdayını tekrar ekme, yaygınlaştırma ve buğday üreticilerine destek verme amacıyla başlatılan proje kapsamında İstasyon Mahallesi’ndeki tarım arazisine Karakılçık Buğdayı ekildi.   Karakılçık Buğdayını yaygınlaştırma, buğday üreticisine ve hayvan yetiştiricilerine destek olmak adına başlatılan çalışmaların meyvesini verdiğini belirten Zile Belediye Başkanı Şükrü Sargın, sağlıklı gıdaya yerel tohumlarla ulaşılabileceğini ifade etti.   ‘1000 yıllık ata tohumu Karakılçık buğdayı’   1000 yıllık ata tohumunun ilçemizde yetiştirilmesi için çalışmalara devam ettiklerini belirten Zile Belediye Başkanı Şükrü Sargın, “Karakılçık Buğdayımızın bu yılda hasadını yapmanın mutluluğu yaşıyoruz. Pandemi sürecinde özellikle ülkelerin bu dönemde üzerinde durdukları en önemli konulardan bir tanesi de gıda arz güvenliğidir. Bu vesileyle Zile gibi geniş tarım arazilerine sahip, iklim bakımından elverişli bu bölgelerde çok önemli bir misyonumuz var. Zile Belediyesi ve halkı olarak ülkemizin sağlıklı gıdaya erişimi noktasında bir misyona sahip olabiliriz. Bu projeyi sürdürebilmek için kendimize özgü bu tür tohumlarla elde ettiğimiz ürünleri ihtiyaç duyan insanlara sunmamız gerekiyor. Bu açıdan bu çalışmayı önemsiyoruz. İlçemizin gelişmesi açısından turizm ve tarım odaklı çalışmalarımız devam edecektir. Zile Belediyesi olarak kırsalda hizmet etmeye, kırsaldaki vatandaşlarımızın yanında olmaya ve yerel tohumlarla tarımı desteklemeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

  

   
   
Naylon gazetelere operasyon: Basın İlan Kurumu genel kurul üyelerine bile ayrıcalık tanımadı

Aralarında Ankara ve İzmir Gazeteciler Cemiyetlerine ait yayınların de yer aldığı gazetelere denetim yapıldı. Asgari baskı adedi şartına uymayan ve gerçekte çalışmayan kişileri fikir işçisi kadrosunda göstererek haksız kazanç elde eden gazetelerin ilan yayınlama hakları durduruldu. Basın İlan Kurumu kontrol kurulu üyelerini ani denetim yapmak üzere çeşitli illerde görevlendirdi. BBasın İlan Kurumu, pandeminin sona ermesinin ardından denetimlerini sıklaştırdı. İlk altı ayda 44 ilde 484 gazeteyi planlı şekilde denetleyen kurum, temmuz ayında ise birçok gazeteye ani denetim gerçekleştirdi. Denetimler sırasında gazeteci cemiyetleri ile Basın İlan Kurumu Genel Kurulu Üyelerinin sahibi bulundukları gazetelerde mevzuata aykırı davranıldığının ortaya çıkması herkesi şok etti. Geçtiğimiz haziran ayında birçok ilde sel baskınlarına ve can kayıplarına neden olan sağanak yağışların, görüldüğü illerdeki yerel gazeteler tarafından günler sonra haber yapıldığını tespit eden Basın İlan Kurumu, gazete sayfalarının önceden hazırlanmış ve basılmış olma ihtimalini değerlendirmeye aldı. Aynı günlerde farklı şube müdürlüklerinden benzer şikayetlerin gelmesi üzerine Kontrol Hizmetleri Müdürlüğü, bağımsız gazeteci üyelerin de yer aldığı kontrol kurulu üyelerini ani denetim yapmak üzere çeşitli illerde görevlendirdi. DUYAN HERKESİ ŞAŞIRTTI Kontrol kurulu üyelerinin gazete basımının yapıldığı matbaalarda gerçekleştirdiği denetimlerde şüpheleri ortadan kaldıran tablo ile karşı karşıya kalındı. Resmi İlan ve Reklam Yönetmeliği gereğince saat 17.00’dan önce baskıya girmemesi gereken gazetelerin basılmış olduğu, paketlenerek dağıtım için hazır bekletildiği görüntülü kayda alındı. Günde en az 2 bin 400 adet basması ve satması gereken gazetelerin günlük sadece 250 adet basıldığı anlaşıldı. Karşılaşılan manzara tek tek tutanakla kayıtlara geçirildi. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Konya ve Gaziantep gibi büyük şehirlerde gerçekleştirilen denetimlerde mevzuata aykırılık tespit edilen gazetelerin Basın İlan Kurumu Genel Kurulu üyesi isimlere ait olması ise denetimi gerçekleştiren isimler kadar olayı duyan herkesi şaşırttı. Kontrol Kurulu Ön Raporunu değerlendiren Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü, denetimlerde mevzuata aykırı davrandıkları tespit edilen gazeteler hakkında, sahiplerinin kim olduğuna bakılmaksızın detaylı inceleme yapılması ve sonuna kadar gidilmesi kararı aldı. FİKİR İŞÇİLERİNİN ASLINDA GÖREV YAPMADIĞI BELİRLENDİ Karar üzerine; sahadaki baskı denetimlerinde sorun görülen gazeteler, idari ve geriye dönük içerik incelemesine tabi tutuldu. Kontrol Hizmetleri Müdürlüğü, karar gereği incelemesini tamamlamasının ardından gazeteler hakkındaki kesinleşmiş Denetim Raporunu tamamladı. Hazırlanan raporda, 30 yıldır Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığını ve Basın İlan Kurumu Genel Kurul Üyeliğini yürüten Nazmi Bilgin’in gazetesi 24 Saat’in sadece 250 adet basıldığı, baskı işleminin saat 17.00’dan önce gerçekleştirildiği, prova baskısı savunmasının yersiz olduğu çünkü bağlanarak balya haline getirilmiş gazetelerin üzerine bayi etiketinin yapıştırıldığının tespit edildiği belirtildi. Gazetenin, tutulması zorunlu olan defterleri tutmadığı ve kadrosunda çalışıyor gösterilen fikir işçilerinin aslında görev yapmadığı kaydedildi. Bir diğer Genel Kurul Üyesi Abdi Pehlivan’ın sahibi olduğu Sonsöz ile Abdi Pehlivan’ın kızı Bahar Pehlivan’ın sahibi olduğu Zafer gazeteleri hakkında ise, 24 Saat gazetesine benzer şekilde erken bir saatte, asgari satış şartının çok altında baskı yaptığı, yine tutulması zorunlu olan defterleri tutmadığı ve kadrosundaki fikir işçilerinin çalıştığının gösterir delile ulaşılamadığı vurgulandı. İzmir Gazeteciler Cemiyeti adına Başkan Dilek Gappi Umdular’ın sahipliğini üstlendiği 9 Eylül’ün tutulması zorunlu defterleri tutmadığı ve kadrosundaki fikir işçilerinin fiilen görev yapmadığının altı çizildi. Umdular gibi Basın İlan Kurumu Genel Kurulu Üyesi olan Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Nuri Kolaylı’nın tüzel kişi temsilciliğini üstlendiği Bursa merkezli A Gazete’nin, 49 gün boyunca zorunlu defterleri tutmadığı kaydedildi. Daha önce Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev yapan Genel Kurul Üyesi Mustafa Arslan’ın gazetesi Konya Yenigün’de ise, kadroda gözüken fikir işçilerinin fiilen görev yaptığının tespit edilemediği ve 157 gün defter tutma zorunluluğunu yerine getirmediğinin anlaşıldığı vurgulandı. Arslan’ın adı daha önce de kısa çalışma ödeneği yoluyla haksız menfaat sağlandığı iddiaları ile gündeme gelmişti. Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca’nın “Kendine ait gazeteye 6 ay boyunca kısa çalışma ödeneği uygulatmakla” suçladığı Arslan ise, “Gizli saklı bir şey yok” şeklinde cevap vermişti. Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü, Kontrol Müdürlüğü’nün Denetim Raporu doğrultusunda; 24 Saat, Sonsöz, Zafer ve Konya Yenigün gazetelerine önce mahsup uyguladı, ardından da resmi ilan yayınlama haklarını durdurdu. 9 Eylül ve A Gazete hakkında ise, yaklaşık 1 milyon Türk Lirası mahsup uygulanmasına karar verdi. Genel Müdürlük kararı tebliğ edilen gazetelerin 10 gün içinde Yönetim Kurulu’na itiraz hakları bulunuyor.Kaynak Yeni Şafak

  

   
   
Zile Belediyesi Çevre Koruma Kontrol Birimi'nin çevre duyarlılığı HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR

Zile Belediyesi Çevre Mühendisi Ayşegül Polattimur sıfır atık  toplama noktaları ile ilgili yaptığı açıklamasında "Zile'de sıfır atık  faaliyetlerimiz hız kesmeden devam ediyor. 'Atığını getir puanını  topla alışverişinde harca' kampanyası başlattık. Karton, kağıt,  pet  şişe vb atıkların Zile'de toplama noktalarını belirledik. Ambalaj  atıkları hacmi küçültülerek, içerisinde yiyecek ve içecek kalıntısı  kalmadan atık cinsine göre ayrı biriktirip teslim edilebilir. Ambalaj  atıklarının nerede ve nasıl teslim edileceği birimimiz tarafından  zaman mekan olarak  mahalle mahalle belirlenmiştir.  Kampanya- mız dahilinde geri kazanılabilir ambalaj atıkları; kağıt, karton,  mukavva, yumurta kolisi, meyve suyu kutusu, süt kutusu, kitap, defter.  Plastikler;  su,  meşrubat,  sıvı   yağ   ambalajları,   deterjan  kapları gibi atıklar.                Ambalaj  atıkları  teslim    esnasında    tartımı   yapılarak   kayıt  oluşturulacak. Teslim edilen geri kazanılabilir  atıklar  cinsine  göre  belirlenmiş  olan  fiyat  üzerinden  toplam  puan   yüz   tl   ve   üzeri  birikimi olduğu takdirde  Zile  Belediyesi'nden  hediye   kartı  temin  edilir. Kazanılan hediye kartındaki puan ilçemizde  faaliyet gösteren  marketlerde alışveriş için kullanılacaktır" dedi.        Toplanma alanları ile ilgili bilgiler veren Polattimur "Alacames- citbala,  Alacamescitzir,  Alikadı,  İstasyon Mahallelerimizde Pazar- tesi   günü   belirlenen   yer   Elbaşoğlu    Camii    önü,    Taşköprü Bahçelievler,      Şeyhali    Mahallerimizde    Salı     günü    belirlenen  yer  Yavuz  Selim  Naci  Giray  İlkokulu  yanı. Cedit, Dutlupınar, Hacı  Mehmet   Mahallelerimizde   toplama  yeri   Hacı   Mehmet   Otoparkı.  Kahya,  Zincirli  Süfla,  Nakkaş   Mahallelerimizde   Perşembe   günü  toplama  yeri  Melik  Gazi  İlkokulu yanı. Orta,  Şeyhkolu Zincirliülya,  Kislik,  Minareisağır  Mahallelerimizde  Cuma  günü Kadıoğlu Konak  önü. Yunusemre, Dinçerler, Güvenevler Mahallelerimizde Cumartesi  günü Stadyum önü olarak belirledik. Buralarda  biriken  atıklar  saat  13.30 - 19.00 saatleri arası teslim alınacaktır.         İlçemiz  halkını,  çevreye  duyarlı  atık  kazanç  projesine destek  olmaya çağırıyoruz" dedi.

  

   
   
ZİLE DE 15 TEMMUZ DEMOKRASİ ve MİLLİ BİRLİK GÜNÜ

Zile’de  15 Temmuz  Demokrasi ve  Milli Birlik Günü’nde bir dizi etkinlikler düzenlendi.        İlçemizde 14  Temmuz  2022  Perşembe  günü saat 16.00 da Zile Hasan Sevinç Spor  Salonu’nda15 Temmuz belgeseli kronolojisi gösterimi yapıldı.  15   Temmuz    Cuma    günü     saat   11.45 de ilçemizde bulunan Şehitlerimizin kabirleri  ziyaret edildi, Kur’an-ı Kerim  okundu, dualar edildi. Saat 12.30’da    Ulucamii’de    Cuma    Namazı    öncesi, Şehitlerimizin ruhu için Kur’an-ı Kerim okundu ve Hatim Duası edildi. Aynı  saatlerde  ilçemize  bağlı Yıldıztepe   Köyü   Saray   Camii’nde   15  Temmuz Şehidimiz   Hüseyin   Kısa   ve  tüm  Şehitlerimizin Ruhuna Kur’an-ı Kerim okundu.         İlçemiz 15 Temmuz Şehitler Meydanı’nda açılan 15 Temmuz  resim  sergisi  ziyaret   edildi. İlçemizde bulunan 15 Temmuz  Gazisi Kürşat Karabulut ve ailesi ziyaret edildi.  15 Temmuz Cuma günü  saat  19.45 de  Kınalı Ali   Parkı  önünden,   15  Temmuz   Şehitler  Mey-danı’na   kadar   Mehter   Takımı   eşliğinde   “Milli  Birlik”   yürüyüşü    gerçekleştirildi.   15   Temmuz Şehitler Meydanı’ndaki tören saat  20.30 da  Saygı duruşu     ve    İstiklal    Marşımızın    okunmasıyla başladı. Sırasıyla Kur’an-ı Kerim Tilaveti, protokol konuşmaları,   şiir   ve   marşlar,    ilahi   grubunun sunumu,   müzik   dinletisi,  sinevizyon  gösterileri icra   edildi.   Saat  23.30 da  demokrasi  nöbeti  ve 00.13 de  salâların  okunması  ile 15 Temmuz Demokrasi  ve Milli  Birlik  Günü  etkinlikleri  sona erdi.          15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinliğine İlçemiz  Kaymakamı  Mehmet  Ali  Akyüz,Zile Belediye Başkan  Vekili  İbrahim  Ceyhan, İlçe Jandarma  Komutanı  J.Bnb.  Erhan   Arslan,   İlçe Emniyet  Müdürü  Bilal  Kürşat   Kılıçarslan,  daire amirleri, siyasi parti, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.  

  

   
   
BAŞKAN BİCE, ZİLEMİZ VE ÜYELERİMİZİN YAŞADIĞI SORUNLARI TOBB TÜRKİYE EKONOMİ ŞURASINDA DİLE GETİRDİ.

 TOBB Türkiye Ekonomi Şurası, M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ticaret Bakanı Mehmet Muş ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in katılımıyla gerçekleştirildi. İş dünyasının temsilcileri sorun ve taleplerini hükümete aktardı.        Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ekonomi şurasında konuşan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, mevzuata ilişkin yapılacak reformlarda, eskiden olduğu gibi kamu-özel sektör diyalog mekanizmalarının kurulmasının çok faydalı olacağını bildirdi.        Zile TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Bice Zile'li hemşerilerimiz ile üyelerimizin yaşadıkları sorunları, oda başkanlığımızda bir dizi düzenlenen toplantılar ile TOBB Türkiye ekonomi şurasında söz alarak dile getirdi. Hammadde, enerji ve yakıt fiyatlarındaki istikrarsızlığa, imalat sanayisinde olan firmaların üretim noktasında yaşadıkları sıkıntılara dikkat çeken Başkan Bice ekonomi şurasında yaptığı konuşmasında; "Zile’miz de var olan Çekerek Barajı'nda ki suyun desteklerinizle, Zile ovasıyla buluşması 50 yıldır beklediğimiz hasrettir" dedi.        İlçemizin ekonomik sıkıntılarını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a ileten Başkan Bice Çekerek Barajı suyunun Zile ovasıyla buluşmasında hükümetin desteklerinin beklendiğini ifade ederek, "Sulama kanallarının tamamlanmasıyla Zile ovası tarımsal alanda 250.000 ton ürün kapasitesinden 1.000.000 ton ürün kapasitesine çıkacaktır.” Dedi.   

  

   
   
Dinçerler Parkı nın açılışı yapıldı

Zileli işadamı Cemalettin ve Şerafettin Dinçerler  tarafından   Zile   Belediyesi  ile işbirliği   içerisinde   yapımı   tamamlanan Dinçerler   Parkı'nın    açılışı    düzenlenen törenle yapıldı.         Açılış konuşmasını  yapan  Zile  Belediye Başkanı Şükrü Sargın, Zile'ye kazandırdıkları   sayısız   ve  önemli  eserlerden dolayı  her  ilçede  bir  Dinçerler  ailesinin olması gerektiğini söyledi.         Başkan   Sargın   Dinçerler    ailesinin Tokat'ta hizmet eden ve en  fazla  hayır işi yapan aile dolduğunu  belirterek,  “Duyarlılıkları  dolayısıyla  teşekkür  ederim. Onların bu hayırsever  tutumları  diğer  hemşerilerimize de örnek olur” dedi.        Düzenlenen    törene,    CHP   İstanbul Milletvekili   Özgür   Karabat,  CHP  Samsun Milletvekili   Kemal   Zeybek,   İstanbul   Bü-yükşehir  İSYÖN  yönetim   kurulu   başkanı Gökhan   Günaydın,  CHP  Tokat  Milletvekili Kadim Durmaz, Ak  Parti  Tokat  Eski  Millet-vekili  Hüseyin  Gülsün,  Sungurlu  Belediye Başkanı    Abdulkadir     Şahiner,    Merzifon Belediye    Başkanı    Alp     Kargı,      Avcılar Belediye   Başkanı    Turan    Hançerli,    Zile Belediye   Başkanı   Şükrü  Sargın,  Zile  İlçe Milli   Eğitim   Müdürü   Bayram   Polattimur, siyasi    parti    temsilcileri     ve     yurttaşlar katıldı.        İlçe   Milli   Eğitim   Müdürü   Polattimur, Cemalettin  ve  Şerafettin     Dinçer   kardeşlere teşekkür plaketi taktim etti.  

  

   
   
ZİLE FESTİVALDE HALKIN YOĞUN KATILIMIYLA MUHTEŞEMDİ UZUN ZAMANDAN BERİ BU TÜR ETKİNLİKLERE HASRET ZİLE DE, GELENEKSEL KİRAZ FESTİVALİ BİRLİK BERABERLİK İÇERİSİNDE BÜYÜK COŞKUYLA TAMAMLANDI

 İlçemizde uzun zamandan  beri  yapıl-mayan, Zile  geleneksel  kiraz  festivali 24-26  Haziran  2022  tarihleri  arasında 3 gün boyunca birlik beraberlik  içerisinde kaynaşan  halkın yoğun  katılımıyla  ve  coşkuyla tamamlandı.        24     Haziran    Cuma    akşamı   saat 20:00'de  gerçekleştirilen  açılış  konuşmaları ve  konserler  ile  başlayan  festival  26 Haziran   Pazar   günü   belediye   bağında düzenlenen kiraz ve bat yarışması ile sona erdi.         Zile Belediyesi önünde iki  gün boyunca  devam  eden  festival   coşkusunun  ilk gününde    halk    oyunları    gösterileri   ve  Ömer  Gürsoy sahne aldı. Festival  boyunca  vatandaşlara kiraz ve çeşitli  ikramlarda  bulunularak   keyifli   ve  dopdolu   bir   gün  geçirmeleri sağlandı.          Üç gün süren festivalin ikinci gününde, Garip Bülbül  Neşet  sinema  filmi  oyuncuları Halk Müziği,  sanatçı  Mine  Geçili  şarkılar seslendirdi.        Festivalin   final  gününde  gerçekleştirilen en iyi bat  ve  kiraz  üreticisi  yarışmalarında  dereceye  girenlere  ödüllerini  Zile Belediye Başkanı Şükrü Sargın takdim etti.  “Çok  renkli,  çok  sesli  bir festival geçirdik”              Üç gün  süren  festivali  değerlendiren Zile   Belediye    Başkanı    Şükrü   Sargın, açıklamasında    “Göreve       geldiğimizde pandemi nedeniyle  2  yıldır  gerçekleştire-mediğimiz, 7 yıldır yapılmayan Geleneksel Kiraz Festivali'ni yapmış olduğumuz etkinlikler ve konserler ile büyük bir heyecan ve katılımcıların    coşkusuyla     tamamladık. İlçemiz için çok değerli olan Türkiye'nin en kaliteli,  Zile  Kiraz'ının  tanıtımı  açısından ilçemize  ve  ilçe  tarımına  fırsatlar  sunan festival yıllardır hep Haziran  sonu  düzenleniyor.   Bu  güzel  geleneğin  bir  parçası olmaktan her zaman mutluluk duyuyorum. Anadolu'nun    adeta    bir    mozaiği   olan ilçemizde, çok renkli, çok sesli  bir  festival geçirdik.          Zileli  hemşerilerim   ve  Zile  dışından gelen konuklarımızı da memnun edebilmiş, bu sıkıntılı günlerde  biraz  da  olsa onlara sıkıntılarını   unutturabilmişsek   ne   mutlu bize” dedi.         Bat yarışması  sonucunda  birinciciliği Nesrin Narin, ikinciliği Niger Karslıoğlu  ve üçüncülüğü  de    Nuray    Korkut    alırken mansiyon ödülü Nejla Efkarlıoğlu ile Hatun Dülsoy'a verildi. Kiraz yarışması sonucunda birinciliği Arzu Uygun, ikinciliği Mustafa Yünipek ve üçüncülüğü de  Dursun Tuğlu-oğlu  alırken,  mansiyon  ödülü  Emin Kor-kut'a verildi.   

  

 
  Cami-i Kebir Mah.
 Latif Topçu Sok.No:3/A
 Zile/Tokat
 
  Tel/Fax : 0356 317 9766
 E-posta : ozhabergazetesi@hotmail.com
 bilgi@gazeteozhaber.com
Ziyaretçi Sayısı
1861117
Web Tasarım Vur@l Yazılım