Anasayfa Genel Ekonomi Spor Sağlık Kültür/Sanat Eğitim Resmi İlanlar Seri İlanlar İletişim

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 

   
   
Zile Fen Lisesi Geleceğin Sınıfı Laboratuvarı Açılışı

Zile Fen Lisesi Geleceğin Sınıfı Laboratuvarı (FutureClassroomLab) ZFCL,  İlçemiz Kaymakamı Mehmet Ali AKYÜZ, Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü Eğitim Teknolojileri Geliştirme ve Projeler Daire Başkanı Mustafa Hakan BÜCÜK, FCL Türkiye koordinatörü Sümeyye Hatice ERAL, FCL Türkiye temsilcileri  Büşra SÖYLEMEZ, Nevzat ÜNSAL,Tokat İl Milli Eğitim Şube Müdürü Murat URFALIOĞLU, Zile İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Fethi SAYIŞ ve Şube Müdürü İsa YILDIZ, okul müdürleri ve öğretmenlerin katılımıyla açıldı.   Açılış konuşmasının ardından Zile Fen Lisesi öğrencileri tarafından  Zile Fen Lisesi FCL sınıfı öğrenme alanlarının sunumları yapıldı.Öğrenciler sırasıyla Araştırma, Üretim, Etkileşim, İşbirliği, Sunum ve Geliştirme alanlarında yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi vererek FCL sınıfı ile ilgili deneyimlerini paylaştılar. Daha sonra ise ZFCL için hazırlanan tanıtım videosu izlendi ve devamında ise öğrenciler tarafından bir müzik dinletisi gerçekleştirildi. Zile Fen Lisesi İngilizce Öğretmeni Ünsal SAPER “ZFCL, esnek öğrenme alanlarına entegre ettiğimiz modern teknolojileri pedagojik çerçevede ve disiplinlerarası bir yaklaşımla kullanarak öğrencilerimizin 21. yüzyıl beceri ve yeterliklerini geliştirmeyi ve okulumuzda yürütülmekte olan eTwinning,Erasmus+ projeleri kapsamında yapılacak etkinlikler ve öğretmenlerimizin mesleki gelişimine yönelik düzenlenecek eğitimlere yönelik oluşturulmuş yenilikçi bir sınıftır” dedi.

  

   
   
TEMA gözüyle istikamet, Şeyh Ahmet.

TEMA Zile temsilciliği Zile'de  faaliyetlerine aralıksız devam ediyor.        TEMA Zile Temsilcisi emekli öğretmen Hasan Öztürk yapılan faaliyetlerle ilgili yaptığı açıklamasında "Zile Kepez Köyü Şeh Ahmet mesire alanında doğa yürüyüşü yaptık. Mesire alanı içinde bulunan çam ağaçlarının  yağan yoğun kar yağışı nedeniyle tahrip olduğunu gördük. Özellikle yaşlı çam ağaçlarına sahip olan alanın bakıma ve korumaya ihtiyacı var. Kendi kendini koruyan ormanlar! Zile'de Şeyh Ahmet mesire alanı bunun en güzel örneği. Rivayete göre bir çöp dahi oradan çıkarılmıyor. Bu bakımdan kendini koruyan yaşlı orman özelliği taşıyor. Buranın tescil edilmesi  gerekiyor.  Buraya yaptığımız ziyaretle eşsiz bir doğal güzelliği içinde barındırdığını gördük. Gezimize katılan gönüllüsü arkadaşlara teşekkür ediyorum" dedi.

  

   
      

   
   
BİRLİKTE ÜRETİYORUZ

Hayat   Boyu   Öğrenme   Haftası    Etkinlikleri kapsamında, Zile Halk Eğitimi Merkezi  Müdürlüğü bahçesinde, sergi açılışı ve gösteriler yapıldı.         Kurslardaki   öðrenciler   ve   usta   öğreticiler  tarafından  yapılan  el  emeği  göz  nuru  ürünlerin yer  aldığı  serginin  açılışını  İlçemiz  Kaymakamı Mehmet Ali AKYÜZ yaptı. Açılışa İlçe  Milli  Eğitim Müdürü   H. Bayram  POLATTİMUR,  İlçe  Emniyet Müdürü Bilal  Kürşat  KILIÇARSLAN,Ticaret odası başkanı  Necati   Bice,   Zile   Engellilere   Meslek Kazandırma  ve Dayanışma Derneği  Başkanı Halil İşcan,   kurum  amirleri,   sivil  toplum  kuruluşları, siyasi  parti  ilçe  temsilcileri,  şube  müdürleri  ve okul müdürleri katıldı.        Program;    sergi     açılışının    ardından   halk oyunları  ekipleri,  jimnastik,  tekwando,  güreş  ve okçuluk kursu öðrencilerinin hazırlamış  oldukları  gösterilerle    devam   etti.   Gösterilerin  ardından stantlarda sergilenen ürünler 2 gün  ziyaret edildi.   Hayat  Boyu  Öğrenme  Haftası  Etkinlikleri  Saray Sinemasında  yapılan  konser  etkinliği  ile taçlandırıldı.

  

   
   
Tokat şehidini uğurladı

Pençe-Kilit operasyonunda bölücü terör örgütü mensuplarıyla girilen çatışmada şehit olan Tokatlı Piyade Uzman Çavuş Ramazan Gök, kılınan cenaze namazının ardından ebediyete uğurladı. Tokat Hava Limanında karşılanan şehidin cenazesi Erbaa ilçe merkezine getirildi. Öğle namazını müteakiben Erbaa merkez caminde kılınan cenaze namazına şehidin babası Zülfü Gök, Tokat Valisi Numan Hatipoğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ertuğrul Sosyal, Milletvekilleri başta olmak üzere sevenleri ve yakınları katıldı. İl Müftüsü Abdullah Pamuklu tarafından kılındırılan cenaze namazının ardından şehidin cenazesi Tosunlar köyü mezarlığına defnedildi. Cenazeye katılan yüzlerce kişi tekbirler getirip dualar etti. Şehidin nişanlısı Kübra Özyurt düğünlerini göremediği eşinin tabutuna son kez sarılıp gözyaşları döktü. Şehit Gök'ün 23 Temmuz'da izne ayrılarak Ağustos ayının başında evlilik hazırlığı yaptığı öğrenildi.

  

   
   
DAHA YEŞİL BİR ZİLE İÇİN

TEMA Zile İlçe Temsilciliği tarafından İlçemiz Turhal Yolu üzerinde bulunan Güvercinlik Tepesindeki yanan alanda ağaçlandırma çalışmasına devam edildi. İlçe TEMA iş birliği ile  Cumhuriyet Ortaokulu idareci, öğretmen ve öğrencilerin katılımı ile geleceğe umut olmak için yüz adet çam fidanı dikildi. İlçe TEMA sorumlusu Hasan Öztürk: “ On yıla yakın bir zamandır burada ağaçlandırma faaliyetinde bulunuyoruz. Bu alana üç bine yakın fidan dikimi yapıldı. İklim değişikliğinin getirdiği yağış azlığı sebebiyle istediğimiz neticeyi henüz alamadık. Bu durum bize, gelecekte daha zorlu bir dönme gireceğimizi gösteriyor. O bakımdan mevcut orman varlığımızı daha iyi koruyup kollama mecburiyetindeyiz. Ağaçlandırma faaliyetlerine katılıp emek harcayan herkese teşekkür edreriz" dedi.

  

   
   
-FOLKLOR ARAŞTIRMACILARI GÜNÜ- ANISINA

               Dr. Mehmet YARDIMCI 16 Mayıs 1966 tarihinde T.C.Milli Eğitim Bakanlığı-Kültür Müsteşarlığı bünyesinde MİLLİ FOLKLOR ENSTİTÜSÜ kurulmuş ve "FOLKLOR" bir hizmet alanı, "FOLKLOR ARAŞTIRMACILARI" ise bir meslek grubu olarak devlet teşkilatında kabul görmüştür. O tarihte Adnan C. ÖTÜKEN (1911-1972) Kültür Müsteşarı, Cahit ÖZTELLİ (1910-1978) ise MFE'nin ilk müdürüdür. Enstitü, kendi personeliyle ilk saha araştırmasını uzman Mustafa Adil ÖZDER önderliğinde 1967 yılının Temmuz-Ağustos aylarında Erzurum-Kars-Artvin yöresinde gerçekleştirmiştir. Kendilerine yetişemediğim, araştırmalarını örnek alıp yazılarından yararlandığım; rahmetli Ziya Gökalp, Fuad Köprülü, Pertev Naili Boratav, Reşit Rahmeti Arat, Sedat Veyis Örnek, Hamit Zübeyr Koşay, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, İhsan Hınçer, Vehbi Cem Aşkun, M. Halit Bayrı, Sadettin Nüzhet Ergun, Hasan Kartarı,Mohan Bali,  Eflatun Cem Güney, gibi araştırma ve incelemeleriyle büyük emek sarfetmiş üstadlarımıza; yakından tanıdığım, birçok sempozyum, kongre, seminer  vb. kültürel etkinliklerde birlikte olduğum  ve aynı kültür sanat dergilerinde Yazılar yazdığım hakkın rahmetine kavuşmuş; Cahit Öztelli, İbrahim Aslanoğlu, Nejat Birdoğan,  İlhan Başgöz, Şükrü Elçin, Müjgan Cunbur, Mehmet Önder, Bilge Seyidoğlu, Feyzi Halıcı, Türker Acaroğlu, Cemal Özbey, Rıza Filizok, Erman Artun, Tahir Kutsi Makal, Ali Berat Alptekin, Nuri Taner vb. halk kültürü emektarlarına Tanrı’dan rahmet dilerim. Halen dostluğumuz süren, birçok kongre, sempozyum, panel vb.  toplantılarda  birlikte olduğumuz Tuncer Gülensoy, Saim Sakaoğlu, Abdurrahman Güzel, Fikret Türkmen, Öcal Oğuz, Dursun Yıldırım,  Metin Ekici, Esma Şimşek,  İsmet Çetin, Dilaver Düzgün, Özkul Çobanoğlu, Metin Ergun, Ali Yakıcı, İrfan Ünver Nasrattınoğlu, Nail Tan, Hayrettin İvgin, Kutlu Özen, Sabri Koz, Yaşar Kalafat, Müjgan Üçer, Ahmet Özdemir, Ramazan Çiftlikçi,  Doğan Kaya, Necdet Kurt’la  adını sayamadığım pek çok dostuma sağlık, sıhhat ve uzun ömürler diler, 16 Mayıs -  Folklor Araştırmacıları Gününü kutlar,  bu günün anısına Milli Folklor Enstitüsünün ilk müdürü Cahit Öztelli ile bir anımı paylaşmak isterim. DOSTLARA SELAMOLSUN.   CAHİT ÖZTELLİ İLE  49 YIL ÖNCEKİ   ZİLE ANILARIM 1973  yılında  Zile’de yayımlanan Çağıltı Kültür Sanat Dergisi’nin  sorumlu yönetmeni idim. Cahit Öztelli,  o dönem Kültür Bakanlığı Milli Folklor Araştırma Dairesi Başkanı Kâmil Toygar’ın ilgilenmem konusunda yazdığı pusulası ile,  Kervansaray ve Acısu köylerinde araştırma yapmak için Zile’ye gelmiş ve beni bulmuştu. Zile eşraflarından arkadaşım Hadi Eken’den cip alarak Kervansaray, Acısu, Acıpınar ve Maşat (Yalınyazı) köylerini gezdirmiştim.  Kervansaray’a gittiğimizde gelenek, görenek ve giyim kuşamın Bursa’nın Keles  halkı ile bire bir uyuştuğunu söylemiş, Sıraç kültürü üzerine araştırma yapmamı önermiş ve ben de iki ay önce  (elli kuruşlar üzerinde resmi olan)  Sabiha Tansuğ ve eşini  Kervansaray’a götürdüğümde  o da  aynı şeyleri söylediğini;  Kervansaray ve Keles Sıraç Kültürü üzerine bir bildiri hazırlamamızı önerdiğin söylemiştim. Acısu köyüne gittiğimizde Ayşe Bacı’nın yatırındaki figürlerle, mezar taşlarındaki figürleri  inceleyip fotoğraflarını çektikten sonra  hazırladığı bir yazıda düşüncelerinin yerinde belgelenmesi benim için güzel oldu demişti. Gerek Kervansaray, gerekse Acısu halkının  Türkmen olup köken birlikteliğinden söz etmişti. Sohbet sırasında “Maşat Höyük hakkında 1943 yılında Ankara DTCF Arkooloji bölümüne   verdiğim  bir tablet parçası ile bazı çanak çömleği teslim edip Zile’deki Maşat Höyük üzerine bilgi verip kazılması gereken önemli höyüklerden biri olduğunu  söylemiştim. Yıllar sonra kazmaya başladılar.”  deyince ben Yalınyazı (Maşat) Ortaokulu müdürüyüm Maşat Höyüğü ilk tespit edenin siz olduğunu  Prof. Dr. Tahsin Özgüç’ten öğrenmiştim  deyip Öztelli’yi Maşat Höyüğe  götürmüştüm. 1973’te Tokat Müzesinden bir heyetle Maşat Höyüğe kazı yapmaya gelen Prof. Dr. Tahsin Özgüç’le iyi bir dostluk kurmuş, sık sık sohbet eder olmuştuk. Bu sohbetlerimizin birinde  Tahsin Özgüç’ün  “Bu Maşat Höyüğü ilk tespit edip bulduğu bir tablet parçası ile çanak çömlek kırıklarını DTCF Arkeoloji Bölümüne  vererek tarihe ışık tutan  Cahit Öztelli’dir.” dediğini Cahit Öztelli’ye aktardığımda o da: “1943’te  Zileli olan ve Maşatova’da  öğretmenlik yapan  eşimle öğrencilerini piknik için halkın ‘Höyüktepe’ dediği tepenin eteğindeki düzlükte piknik yaptırmıştık. Güneş vurunca parlayan çanak, çömlek kırıkları dikkatimi çekmiş ve tepeye çıkmıştım. Tepede bulduğum üstü yazılı tuğla tabletle bir iki çanak çömlek kırığını DTCF’ne  verip yöre hakkında bilgi vermiştim. Şükür kazı yapılıyor. İnşallah bu emek boşa gitmez.” Demişti. Gerek Prof. Dr. Tahsin Özgüç’ün gerekse Cahit Öztelli’nin dedikleriyle değerli dostum araştırmacı yazar Bekir Altındal’ın Zela’dan Zile’ye adlı kitabında yazan: “Cahit Öztelli’nin 1943 yılında Maşat Höyük’te bulup gönderdiği tableti okuyan Hititoloji Profesörü Dr. Hans Gustav  Güterbock tablet parçası, çanak çömlek buluntularıyla birlikte Fakültemizin Antropoloji Enstitüsünde muhafaza olunmaktadır. Tabletin korunmuş olan kısmı üst yarısıdır. Yeni buluntu ile, devlet merkezi Boğazköy dışında bulunmuş olan Eti tabletlerinin  sayısı altıya yükselir. Maşat Höyük’te 1945 yılında Ekrem Akurgal başkanlığında başlatılan kazı çalışmalarına devam edilememiştir. Sedat Alp okunan tabletleren; Hitit çağında Zile’nin adının Anzilya, Maşat’ın adının Tapigga, Çekerek ırmağının adının da Zuliya olduğunu tespit etmiştir.” yazmaktadır. Gerek Maşat Höyük’ü ilk tespit eden Cahit Öztelli, gerekse son kazıyı yapan  Prof. Dr. Tahsin Özgüç’le kurduğum yakınlık yanında Yalınyazı Ortaokulu müdürü olarak görev yapışım ve yaşamının büyük bir bölümünü Maşat’ta geçiren Âşık Zefil Necmi’yi Türk edebiyatına kazandırışım,  Yalınyazı ile güçlü bir bağ kurmama neden olan hususlardandır. Tahsin Özgüç’e 1966’da Yalınyazı’ya  (Maşat Höyüğe) tahmini üç km uzaklıkta olup Maşat Höyüğün uzantısı zannettiğim Ağcakeçili düzlüğünde bulunan büyük bir kartal heykelini   Tokat Müzesine teslim ettiğimi söyleyince Özgüç  “Aslan ve kartal heykelleri eski devirlerde kent koruyucu  ritüellerdir.  Adıyaman Nemrut tepesinin etrafında ve Nemrut tepesine çıkmadan önceki düzlükte birçok aslan ve kartal heykelleri  bulunmaktadır. Eski bir kent kalıntısı olan Maşat Höyüğün de etrafında başka kartal heykellerinin olması gerekir. Kazılar genişletilmelidir.” dediğini Öztelli’ye söyleyince o da Tahsin Özgüç’ün deyişine katılmıştı. Sohbet sırasında  söz Âşıklara gelince Maşat’ta yaşamış Âşık Zefil Necmi’nin şiirlerini derledim. Çok güzel deyişleri var. Âşık Veysel’i de  etkilemiş dediğimde merak ettiğini söyledi.  Âşık Veysel’in Sivas’ta düzenlenen I. Âşıklar yarışmasında okuduğu   Atatürk Türkiyenin ihyası             Kurtardı vatanı düşmanımızdan             Canını bu yolda eyledi feda             Biz dahi geçelim öz canımızdan   biçiminde başlayan  şiirini Atatürk’e okuma hevesi ile köy köy dolaşarak Sivas, Tokat, Turhal,  Zile, Çekerek, Sorgun üstünden  üç ayda Ankara’ya gittiği güzergahta Maşat’a da uğrayıp burada yörenin en önemli Âşığı Zefil Necmi ile de bir araya gelmiş ve Necmî’den önemli ölçüde etkilenmiş ki yıllar sonra Âşık Veysel’in okuduğu bir türkü Zefil Necmi’nin okuduğu ile benzeşmektedir deyip o zaman hayatta olan köyün en yaşlı zakir âşığının evine götürmüştüm.  Âşığa Zefil Necmi’den bir iki deyiş okuttuktan sonra bir şiirdeki benzerlik üzerine konuştu. “Bu benzerlik eskilerin tevarüd dediği bir çeşit nazire olan benzektir. Genellikle  ümmi bir âşık bir başka âşığı dinler ve aradan 15-20  yıl gibi uzun bir zaman geçtikten sonra aynı deyişe çok benzer bir deyiş söylerse buna tevarüd denir. Dedi. O zaman ilk defa duymuştum tevarüd terimini.  Mesela dedi,  Erzurumlu Emrah’ın:    Dedim kalem nedir dedi kaşımdır             Dedim inci nedir dedi dişimdir             Dedim onbeş nedir dedi yaşımdır             Dedim on altıdır dedi ki yok yok   biçimindeki  türkünün Emrah’tan önce Tamaşvarlı Âşık Hasan, Kul Nesimi ve Âşık Ömer’de de çok benzer biçimde görülüşü tevarüt yani nazire biçiminde benzektir deyip başka tevarüd örneklerini de vermişti. Karacaoğlan’ın:               Sabahtan uğradım kıza             Boyu servi dala benzer             Yanında bir gelin vardı             Yanağı bala benzer   biçimindeki semaisi 16.yüzyıl âşıklarından  Âşık Hasan’ın:               Bu gün ben bir güzel gördüm             Gül cemali ala benzer             Çıkmış bahçede salınır  Boyu servi dala benzer   dörtlüğü ile başlayan deyişine büyük ölçüde benzerlik gösterir. Bunlar hep tevarüddür. Dedi.     Bu olaydan sonra benim Âşıklarımızda etkileşim ve Âşık  Veysel’ı etkileyen âşıklar üzerine yaptığım araştırmalar Öztelli’yi haklı çıkardı.              Ertesi gün Zile Öğretmenevi’nde yapılan sohbet toplantısından sonra Çağıltı Dergisi Sorumlu Yönetmeni olduğum ve aynı sayıda ‘Şiirin Doğuşu ve Evrimi’ adlı bir yazım da olduğu için  ÇAĞILTI adına bir röportaj yapıp Sayı:4, Ağustos 1973’te yayımlamıştım.  Bu röportaj  Çağıltı’da yayımlandığı biçimiyle sunuyorum:               Türk Folklorunun zenginleşmesine büyük katkıları olmuş, sayısız cönkleri bulup Halk şiirinin ana kaynaklarını ve olgun meyvelerini yazın evrenimize kazandırmış folklorcu, derleyici yazar Cahit Öztelli Zile’ye geldiğinde dergimiz ve derneğimizle işgilendi. Biz de kendisine sorular yönelttik. Yönettiğimiz soruları ve cevaplarını sunuyoruz.   Soru 1. Zile’ye bu haftaki ziyaretinizin Zile tarihi ve folkloru ile ilgisi var mıdır? Cevap:-Evet, Zile’yi elli yıldan beri tanıyorum. 30 yıldan beri de Zile folkloru, tarihi Üzerinde çalışıyorum. Bu bakımdan Zile’ye daima içten bir yakınlık ve sevgi duyarım.   Soru 2. Zileli Şairler adlı kitabınızı yeniden genişleterek yayımlamayı düşünüyor musunuz? Cevap:-Hayır. Çünkü yeniden katılacak bir ozanın kaldığına inanmıyorum. Ben bütün olanakları zorlayarak bu eseri ortaya koydum. Soru 3. “Armuttan Kayacağım” ve”Müdür” adlı türküler bildiğimiz kadarıyla Zile’nin Türküsüdür. Bunları “Evlerinin Önü” adlı kitabınızda Sivas’a mal ettiniz. Bunun nedenini açıklar mısınız? Cevap - Ben doğrudan doğruya halktan türkü derlemiş değilim. 50 yıldan beri yayımlanmış eserlerden yararlanarak kitabımı çıkardım. Eldeki kaynaklar bu türkülerin Zileli olduklarını bildirmiyorlar.  Bilse idim sevinerek alırdım. İkinci baskısında “Armuttan Kayacağım” ve “Müdür” türküsünün Zile’ye ait olduğunu belirtip düzeltirim.   Soru 4.Çağıltı sayfalarında Zile ile ilgili bir seri yazınızı bekliyoruz. Bu  mümkün olabilecek mi? Cevap- Her zaman Çağıltı’da Zile ile ilgili yazılar yazacağım.   Soru 5. Zileli olmadığınız halde Zile’ye olan tutkunuz nereden geliyor? Cevap- Karım Zilelidir. Onun için Zile’yi araştırma fırsatını buldum. Zile tarih ve Folklor bakımından Anadolu’nun zengin bölgesidir.En eski uygarlıklardan günümüze dek gelmiş bir tarih kaynağıdır. Bu zengin kaynağı araştırmak benim için en büyük mutluluk olmuştur. Gençlerimizin bu bölgede araştırma yapmalarınıve dünyaya tanıtmalarını dilerim.   Soru 6. Yeni hazırladığınız yayımlanacak eserleriniz var mıdır? Varsa adları nedir? Cevap -Var. (Yüz Belge ile Yunus Emre), (Halk Türkülerinde Tarih), (Üç Kahraman Şair Köroğlu-Dadaloğlu-Kuloğlu), (Kul Himmet).   Soru 7.Bugün yaşayan halk ozanları halk şiir geleneğimizi sizce sürdürebiliyorlar mı? Cevap- Hayır, özenti içindeler. Veysel başta olmak üzere günümüzde eski ozanlara yaklaşan göremiyorum. Eski ozanları yetiştiren kaynaklar bugün kurumuştur.  Bu bakımdan yeni bir Türk Halk Şiiri doğacaktır. Bu yolda öncülük yapan Halk Şiiri  geleneğini günüzün koşullarıyla bağdaştırarak hece ölçüsüyle şiirler yazan Bekir Sıtkı Erdoğan’ı görüyorum.   Soru 8. Anadolu’da yayımlanan dergiler ulusal sanatımıza ktkıda bulunabilirler mi? Cevap- Olabilir. Pek çok genç sanatçının yetişmesinde bu dergilerin önemli etkisini Cumhuriyet’ten sonraki kuşaklarda görüyoruz. Ama devletin bir kültür siyaseti olmadığı için bu gibi hizmetleri göremez durumdadır.   Bizi kırmayarak sorularımızı cevaplayan Cahit Öztelli’nin  ‘Zileli Şairler adlı kitabınızı yeniden genişleterek yayımlamayı düşünüyor musunuz?’ sorumuza verdiği yanıttaki   “ -Hayır. Çünkü yeniden katılacak bir ozanın kaldığına inanmıyorum. Ben bütün olanakları zorlayarak bu eseri ortaya koydum.”  İfadesini fazla iddialı bulduğumuzu belirtir, kendisinin  ‘Zileli Şairler’  kitabında  29 âşığı tanıtmış olup bizim 2004’te yayımladığımız  ‘16.Yüzyıldan Günümüze İz Bırakan Zileli Şairler’  adlı kitabımızda tanıttığımız Zileli âşık sayısını 70’e çıktığını belirtir, Haşim Nezihi Okay’ın 1937’de Zile’den derleyip oluşturduğu ve bize intikal eden ‘Zileli Halk Şairleri’ dosyasından takviye ederek  yayıma hazır  hale getirdiğim   ‘Anadolu Âşıklık Geleneği ve Bu Gelenek İçinde Yetişen Zileli Âşıklar’ adlı kitabımda inceleyip eserlerinden örnekler sunduğum Zileli âşık sayısını 98’e çıkardığımı, yayımlayacak kurum ve kuruluş  bulamadığım için bu değerli çalışmayı arşivimde tuttuğumu duyurur  bu sayının zaman içerisinde artacağı kanısında  olduğuma inancımın tam olduğunu belirtmek isterim.

  

   
      

   
   
Türkiye Maden Ruhsatlarının Tehdidi Altında: 24 İlde 20 Bine Yakın Maden Ruhsatı

TEMA Vakfı, Türkiye’nin 24 ilinde yaklaşık 20 bin maden ruhsatının; ormanlar, korunan alanlar (milli park, sit alanı vb.), tarım alanları ve kültür varlıkları ile ilişkisini inceledi.Çalışmaya dahil edilen illerinortalama ruhsatlılık oranı %63 çıkarken, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç bu durumun statü ve nitelik gözetmeksizin her yerde madenciliğe izin veren mevzuatın bir sonucu olduğunu ifade etti. Ataç, madencilik faaliyetlerinin tehdidi altındaki coğrafyalara ve mevzuatın doğal varlıkları ve yaşam alanlarını korumaya yetmediğine dikkat çekti.   TEMA Vakfı 2020 yılı yazında, Kaz Dağları Yöresi’nin %89’unun madenlere ruhsatlı olduğunu ortaya koyan “Kaz Dağları Yöresi’nde Madencilik” çalışmasını kamuoyuyla paylaşmıştı. Çalışmalarına devam eden Vakıf, 22 ilde daha maden ruhsatları haritalama çalışmaları gerçekleştirdi. Çalışmalar, Çanakkale ve Balıkesir’den sonra Muğla, Tekirdağ, Kırklareli, Afyon, Kütahya, Uşak, Zonguldak, Bartın, Eskişehir, Karaman, Kahramanmaraş, Erzincan, Tunceli, Ordu, Tokat, Artvin, Erzurum, Bayburt, Şırnak, Siirt, Batman, Sivas illeri özelinde yapıldı. Seçilmeleri tesadüfi olmayan bu iller, doğal varlıklar bakımından oldukça zengin bir ekosisteme, güçlü tarımsal üretime ve turizm potansiyeline sahip olmasına rağmen madencilik faaliyetlerinin yoğunlaştığı alanlar olarak öne çıkıyor.   Ruhsatların en yoğun olduğu il Kütahya TEMA Vakfı’nın çalışmalarına göre 24 il yaklaşık 20 bin maden ruhsatına bölünmüş durumda. Ruhsatların büyük bölümünü ihale edilmeyi bekleyen ruhsatlar (14.967) oluştururken, ihale ruhsatlarını 2.158 ruhsat ile işletme ruhsatları; 1.871 ruhsat ile arama safhasındaki ruhsatlar oluşturuyor. İşletme safhasındaki ruhsatların en yoğun olduğu yerleri, Muğla, Sivas ve Kaz Dağları Yöresi’nin Çanakkale-Balıkesir illeri oluşturuyor. Her an hayata geçirilebilecek bu ruhsatlar, özellikle bu illerde madencilik faaliyetleri özelinde ciddi bir tehdit olduğunu ortaya koyuyor. Arama ruhsatları ise Siirt- Şırnak-Batman, Eskişehir ve yine Çanakkale-Balıkesir illerinde yoğunlaşıyor.Yine TEMA Vakfı’nın çalışmasına göre ruhsatların en yoğun olduğu il, %92’si madenlere ruhsatlı olan Kütahya. Kütahya’yı, Çanakkale-Balıkesir (%79)  ve Uşak(%80) illeriizliyor.   Türkiye’nin tüm doğal değerleri madencilik faaliyetlerinin inisiyatifinde 24 ilin ortalama ruhsatlılık oranı %63. Yani illerin yüzölçümlerinin yarısından fazlası maden ruhsatlarına bölünmüş durumda. Bu illerde bulunan ormanların ortalama %60’ı, tarım alanlarının ortalama %57’si, meraların ortalama %55’i, korunan alanların ortalama %57’si, potansiyel koruma alanı olması gereken alanların (Önemli Doğa Alanı) ortalama %63’ü madenlere ruhsatlı. Bu sonuçlar;Türkiye’nin doğal, ekonomik ve kültürel olarak her türlü değerinin,madencilik faaliyetlerinin inisiyatifine bırakıldığını gösteriyor.   Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “Maden Kanunu yasalaştığı 1985 yılından bu yana 20’den fazla kez değişti. Her değişiklikle daha fazla alanda madencilik faaliyetleri yapılabilir hale geldi. Madenruhsatlarının gerçek hayatta nerelere karşılık geldiğini değerlendirdiğimiz haritalama çalışmalarının sonuçları maalesef statü ve nitelik gözetmeksizin her yerde madenciliğe izin veren mevzuatın bir sonucu. Ne yazık ki bu manzara bizleri doğal alanlarımız, tarım alanlarımız, meralarımız, kültür değerlerimiz ve sağlığımız konusunda büyük bir kaygı ile karşı karşıya bırakıyor. Bütüncül bir planlama yaklaşımından yoksun, kamu yararını yalnızca madenlerden yana gören, tarımsal üretimi, turizmi ve en önemlisi insan sağlığını dikkate almayan madencilik uygulamaları doğal, kültürel ve ekonomik yaşam için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ormanlarımız, tarım alanlarımız parçalanırken, su varlıklarımız kirleniyor, tükeniyor, kültürümüz de tıpkı zeytinliklerimiz gibi köklerinden ediliyor, sağlımızı kaybediyoruz” dedi.   Dünya çapında yoksulluk ve gıda krizi tartışmalarının yapıldığı bugünlerde doğaya ve tarım alanlarına yapılan her müdahalenin, yoksulluğu daha da derinleştireceği ve çevre adaletsizliğini artırdığını hatırlatan Ataç, “Ülkemizdeki mevzuat ne yazık ki ormanlarımızı, tarım alanlarımızı,meralarımızı, yaban hayatını ve yaşam alanlarını korumaya yetmiyor.Ne yazık ki yakın zamanda zeytinliklerimizi madenciliğe feda eden yönetmelik değişikliğini en hep birlikte gördük” diyerek, yetkilileri yasal düzenlemelerle bu vahim tabloyu değiştirmeye çağırdıklarını ifade etti.     Umut Yeşertiyoruz!                                                                            TEMA Vakfı     Türkiye’de madenler Maden Kanunu’na göre 5 grupta ele alınıyor. TEMA Vakfı ise çalışmalarını bu maden grupları arasında geniş alanlara yayılan ve üretimleri esnasında yoğun su tüketimine ve kirliliğine neden olan IV. Grup madenlere yoğunlaştırıyor. IV. Grup madenler altın, bakır, kömür gibi endüstriyel madenleri içeriyor.        TEMA Zile Temsilcisi emekli öğretmen Hasan Örztürk konu ile ilgili yaptığı açıklamasında "TEMA Genel Merkezi tarafından hazırlanan Tokat Maden Raporu Zile Kaymakamlığı, Belediye Başkanlığı ve İlçe Tarım Müdürlüğü ziyaret edilerek konunun hassasiyeti üzerinde duruldu. Raporların birer nüshası makamlara  takdim edildi. Ziyaretlerimizi kabul edip konuya duyarlılık gösteren Kaymakamımız Mehmet Ali Akyüz'e, Belediye Başkanımız Şükrü Sargın'a ve İlçe Tarım Müdürü Kemal Osma'ya teşekkür ederiz" dedi.

  

   
   
ZİLE DE SIFIR ATIK ETKİNLİKLERİ

İlçemizde, Zile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Zile Belediyesi işbirliği ile, çevre sorunlarına ve geri dönüşümün önemine dikkat çekmek, daha temiz, daha sağlıklı bir çevre oluşturmak amacıyla, bir dizi etkinlikler düzenlendi. Sıfır Atık Geri Dönüşüm Sergisi açılarak Zile Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü ve Zile Belediyesi önünde stantlar açıldı. Öğrencilere, çevreye karşı duyarlılıklarından ve geri dönüşeme vermiş oldukları katkılarından dolayı Zile Belediyesi tarafından çeşit hediyeler verildi. Zile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda ve Zile Halk Eğitimi Merkezinde açılan kurslarda , çeşitli atık malzemeler ve ambalaj atıklarından yapılan, öğrenci ve yetişkinlerin yaratıcılıklarını kullanarak yaptıkları kendine özgü geri dönüşüm ürünleri stantlarda halkın beğenisine sunuldu. Etkinliğe, Zile Kaymakamı Mehmet Ali AKYÜZ, Zile Belediye Başkanı Şükrü SARGIN, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ali YILMAZ,  Zile İlçe Milli Eğitim Müdürü H.Bayram POLATTİMUR, PTT Zile Merkez Müdürü İlker AVCI, AKPARTİ, CHP ve İYİ Parti Zile ilçe başkanları , ilçemiz kurum amirleri ve okul müdürleri ile birlikte çok sayıda vatandaş katıldı. Etkinlik boyunca, çevreyi koruma konusunda ziyaretçilerin bilinçlendirilmesine çalışılırken katılımcılara çeşitli hediyeler verildi. Sıfır atık logolu tahta baskı kalıplarıyla tişörtlere baskı uygulamaları yaptırıldı. Gün boyu açık olan Sıfır Atık Geri Dönüşüm sergisini akşam saatlerine kadar çok sayıda vatandaş ziyaret etti.

  

 
  Cami-i Kebir Mah.
 Latif Topçu Sok.No:3/A
 Zile/Tokat
 
  Tel/Fax : 0356 317 9766
 E-posta : ozhabergazetesi@hotmail.com
 bilgi@gazeteozhaber.com
Ziyaretçi Sayısı
1861111
Web Tasarım Vur@l Yazılım