Anasayfa Genel Ekonomi Spor Sağlık Kültür/Sanat Eğitim Resmi İlanlar Seri İlanlar İletişim
 
Zile Fen Lisesi Geleceğin Sınıfı Laboratuvarı Açılışı
             
     

Zile Fen Lisesi Geleceğin Sınıfı Laboratuvarı Açılışı
Zile Fen Lisesi Geleceğin Sınıfı Laboratuvarı (FutureClassroomLab) ZFCL,  İlçemiz Kaymakamı Mehmet Ali AKYÜZ, Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü Eğitim Teknolojileri Geliştirme ve Projeler Daire Başkanı Mustafa Hakan BÜCÜK, FCL Türkiye koordinatörü Sümeyye Hatice ERAL, FCL Türkiye temsilcileri  Büşra SÖYLEMEZ, Nevzat ÜNSAL,Tokat İl Milli Eğitim Şube Müdürü Murat URFALIOĞLU, Zile İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Fethi SAYIŞ ve Şube Müdürü İsa YILDIZ, okul müdürleri ve öğretmenlerin katılımıyla açıldı.   Açılış konuşmasının ardından Zile Fen Lisesi öğrencileri tarafından  Zile Fen Lisesi FCL sınıfı öğrenme alanlarının sunumları yapıldı.Öğrenciler sırasıyla Araştırma, Üretim, Etkileşim, İşbirliği, Sunum ve Geliştirme alanlarında yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi vererek FCL sınıfı ile ilgili deneyimlerini paylaştılar. Daha sonra ise ZFCL için hazırlanan tanıtım videosu izlendi ve devamında ise öğrenciler tarafından bir müzik dinletisi gerçekleştirildi. Zile Fen Lisesi İngilizce Öğretmeni Ünsal SAPER “ZFCL, esnek öğrenme alanlarına entegre ettiğimiz modern teknolojileri pedagojik çerçevede ve disiplinlerarası bir yaklaşımla kullanarak öğrencilerimizin 21. yüzyıl beceri ve yeterliklerini geliştirmeyi ve okulumuzda yürütülmekte olan eTwinning,Erasmus+ projeleri kapsamında yapılacak etkinlikler ve öğretmenlerimizin mesleki gelişimine yönelik düzenlenecek eğitimlere yönelik oluşturulmuş yenilikçi bir sınıftır” dedi.



-FOLKLOR ARAŞTIRMACILARI GÜNÜ- ANISINA
               Dr. Mehmet YARDIMCI 16 Mayıs 1966 tarihinde T.C.Milli Eğitim Bakanlığı-Kültür Müsteşarlığı bünyesinde MİLLİ FOLKLOR ENSTİTÜSÜ kurulmuş ve "FOLKLOR" bir hizmet alanı, "FOLKLOR ARAŞTIRMACILARI" ise bir meslek grubu olarak devlet teşkilatında kabul görmüştür. O tarihte Adnan C. ÖTÜKEN (1911-1972) Kültür Müsteşarı, Cahit ÖZTELLİ (1910-1978) ise MFE'nin ilk müdürüdür. Enstitü, kendi personeliyle ilk saha araştırmasını uzman Mustafa Adil ÖZDER önderliğinde 1967 yılının Temmuz-Ağustos aylarında Erzurum-Kars-Artvin yöresinde gerçekleştirmiştir. Kendilerine yetişemediğim, araştırmalarını örnek alıp yazılarından yararlandığım; rahmetli Ziya Gökalp, Fuad Köprülü, Pertev Naili Boratav, Reşit Rahmeti Arat, Sedat Veyis Örnek, Hamit Zübeyr Koşay, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, İhsan Hınçer, Vehbi Cem Aşkun, M. Halit Bayrı, Sadettin Nüzhet Ergun, Hasan Kartarı,Mohan Bali,  Eflatun Cem Güney, gibi araştırma ve incelemeleriyle büyük emek sarfetmiş üstadlarımıza; yakından tanıdığım, birçok sempozyum, kongre, seminer  vb. kültürel etkinliklerde birlikte olduğum  ve aynı kültür sanat dergilerinde Yazılar yazdığım hakkın rahmetine kavuşmuş; Cahit Öztelli, İbrahim Aslanoğlu, Nejat Birdoğan,  İlhan Başgöz, Şükrü Elçin, Müjgan Cunbur, Mehmet Önder, Bilge Seyidoğlu, Feyzi Halıcı, Türker Acaroğlu, Cemal Özbey, Rıza Filizok, Erman Artun, Tahir Kutsi Makal, Ali Berat Alptekin, Nuri Taner vb. halk kültürü emektarlarına Tanrı’dan rahmet dilerim. Halen dostluğumuz süren, birçok kongre, sempozyum, panel vb.  toplantılarda  birlikte olduğumuz Tuncer Gülensoy, Saim Sakaoğlu, Abdurrahman Güzel, Fikret Türkmen, Öcal Oğuz, Dursun Yıldırım,  Metin Ekici, Esma Şimşek,  İsmet Çetin, Dilaver Düzgün, Özkul Çobanoğlu, Metin Ergun, Ali Yakıcı, İrfan Ünver Nasrattınoğlu, Nail Tan, Hayrettin İvgin, Kutlu Özen, Sabri Koz, Yaşar Kalafat, Müjgan Üçer, Ahmet Özdemir, Ramazan Çiftlikçi,  Doğan Kaya, Necdet Kurt’la  adını sayamadığım pek çok dostuma sağlık, sıhhat ve uzun ömürler diler, 16 Mayıs -  Folklor Araştırmacıları Gününü kutlar,  bu günün anısına Milli Folklor Enstitüsünün ilk müdürü Cahit Öztelli ile bir anımı paylaşmak isterim. DOSTLARA SELAMOLSUN.   CAHİT ÖZTELLİ İLE  49 YIL ÖNCEKİ   ZİLE ANILARIM 1973  yılında  Zile’de yayımlanan Çağıltı Kültür Sanat Dergisi’nin  sorumlu yönetmeni idim. Cahit Öztelli,  o dönem Kültür Bakanlığı Milli Folklor Araştırma Dairesi Başkanı Kâmil Toygar’ın ilgilenmem konusunda yazdığı pusulası ile,  Kervansaray ve Acısu köylerinde araştırma yapmak için Zile’ye gelmiş ve beni bulmuştu. Zile eşraflarından arkadaşım Hadi Eken’den cip alarak Kervansaray, Acısu, Acıpınar ve Maşat (Yalınyazı) köylerini gezdirmiştim.  Kervansaray’a gittiğimizde gelenek, görenek ve giyim kuşamın Bursa’nın Keles  halkı ile bire bir uyuştuğunu söylemiş, Sıraç kültürü üzerine araştırma yapmamı önermiş ve ben de iki ay önce  (elli kuruşlar üzerinde resmi olan)  Sabiha Tansuğ ve eşini  Kervansaray’a götürdüğümde  o da  aynı şeyleri söylediğini;  Kervansaray ve Keles Sıraç Kültürü üzerine bir bildiri hazırlamamızı önerdiğin söylemiştim. Acısu köyüne gittiğimizde Ayşe Bacı’nın yatırındaki figürlerle, mezar taşlarındaki figürleri  inceleyip fotoğraflarını çektikten sonra  hazırladığı bir yazıda düşüncelerinin yerinde belgelenmesi benim için güzel oldu demişti. Gerek Kervansaray, gerekse Acısu halkının  Türkmen olup köken birlikteliğinden söz etmişti. Sohbet sırasında “Maşat Höyük hakkında 1943 yılında Ankara DTCF Arkooloji bölümüne   verdiğim  bir tablet parçası ile bazı çanak çömleği teslim edip Zile’deki Maşat Höyük üzerine bilgi verip kazılması gereken önemli höyüklerden biri olduğunu  söylemiştim. Yıllar sonra kazmaya başladılar.”  deyince ben Yalınyazı (Maşat) Ortaokulu müdürüyüm Maşat Höyüğü ilk tespit edenin siz olduğunu  Prof. Dr. Tahsin Özgüç’ten öğrenmiştim  deyip Öztelli’yi Maşat Höyüğe  götürmüştüm. 1973’te Tokat Müzesinden bir heyetle Maşat Höyüğe kazı yapmaya gelen Prof. Dr. Tahsin Özgüç’le iyi bir dostluk kurmuş, sık sık sohbet eder olmuştuk. Bu sohbetlerimizin birinde  Tahsin Özgüç’ün  “Bu Maşat Höyüğü ilk tespit edip bulduğu bir tablet parçası ile çanak çömlek kırıklarını DTCF Arkeoloji Bölümüne  vererek tarihe ışık tutan  Cahit Öztelli’dir.” dediğini Cahit Öztelli’ye aktardığımda o da: “1943’te  Zileli olan ve Maşatova’da  öğretmenlik yapan  eşimle öğrencilerini piknik için halkın ‘Höyüktepe’ dediği tepenin eteğindeki düzlükte piknik yaptırmıştık. Güneş vurunca parlayan çanak, çömlek kırıkları dikkatimi çekmiş ve tepeye çıkmıştım. Tepede bulduğum üstü yazılı tuğla tabletle bir iki çanak çömlek kırığını DTCF’ne  verip yöre hakkında bilgi vermiştim. Şükür kazı yapılıyor. İnşallah bu emek boşa gitmez.” Demişti. Gerek Prof. Dr. Tahsin Özgüç’ün gerekse Cahit Öztelli’nin dedikleriyle değerli dostum araştırmacı yazar Bekir Altındal’ın Zela’dan Zile’ye adlı kitabında yazan: “Cahit Öztelli’nin 1943 yılında Maşat Höyük’te bulup gönderdiği tableti okuyan Hititoloji Profesörü Dr. Hans Gustav  Güterbock tablet parçası, çanak çömlek buluntularıyla birlikte Fakültemizin Antropoloji Enstitüsünde muhafaza olunmaktadır. Tabletin korunmuş olan kısmı üst yarısıdır. Yeni buluntu ile, devlet merkezi Boğazköy dışında bulunmuş olan Eti tabletlerinin  sayısı altıya yükselir. Maşat Höyük’te 1945 yılında Ekrem Akurgal başkanlığında başlatılan kazı çalışmalarına devam edilememiştir. Sedat Alp okunan tabletleren; Hitit çağında Zile’nin adının Anzilya, Maşat’ın adının Tapigga, Çekerek ırmağının adının da Zuliya olduğunu tespit etmiştir.” yazmaktadır. Gerek Maşat Höyük’ü ilk tespit eden Cahit Öztelli, gerekse son kazıyı yapan  Prof. Dr. Tahsin Özgüç’le kurduğum yakınlık yanında Yalınyazı Ortaokulu müdürü olarak görev yapışım ve yaşamının büyük bir bölümünü Maşat’ta geçiren Âşık Zefil Necmi’yi Türk edebiyatına kazandırışım,  Yalınyazı ile güçlü bir bağ kurmama neden olan hususlardandır. Tahsin Özgüç’e 1966’da Yalınyazı’ya  (Maşat Höyüğe) tahmini üç km uzaklıkta olup Maşat Höyüğün uzantısı zannettiğim Ağcakeçili düzlüğünde bulunan büyük bir kartal heykelini   Tokat Müzesine teslim ettiğimi söyleyince Özgüç  “Aslan ve kartal heykelleri eski devirlerde kent koruyucu  ritüellerdir.  Adıyaman Nemrut tepesinin etrafında ve Nemrut tepesine çıkmadan önceki düzlükte birçok aslan ve kartal heykelleri  bulunmaktadır. Eski bir kent kalıntısı olan Maşat Höyüğün de etrafında başka kartal heykellerinin olması gerekir. Kazılar genişletilmelidir.” dediğini Öztelli’ye söyleyince o da Tahsin Özgüç’ün deyişine katılmıştı. Sohbet sırasında  söz Âşıklara gelince Maşat’ta yaşamış Âşık Zefil Necmi’nin şiirlerini derledim. Çok güzel deyişleri var. Âşık Veysel’i de  etkilemiş dediğimde merak ettiğini söyledi.  Âşık Veysel’in Sivas’ta düzenlenen I. Âşıklar yarışmasında okuduğu   Atatürk Türkiyenin ihyası             Kurtardı vatanı düşmanımızdan             Canını bu yolda eyledi feda             Biz dahi geçelim öz canımızdan   biçiminde başlayan  şiirini Atatürk’e okuma hevesi ile köy köy dolaşarak Sivas, Tokat, Turhal,  Zile, Çekerek, Sorgun üstünden  üç ayda Ankara’ya gittiği güzergahta Maşat’a da uğrayıp burada yörenin en önemli Âşığı Zefil Necmi ile de bir araya gelmiş ve Necmî’den önemli ölçüde etkilenmiş ki yıllar sonra Âşık Veysel’in okuduğu bir türkü Zefil Necmi’nin okuduğu ile benzeşmektedir deyip o zaman hayatta olan köyün en yaşlı zakir âşığının evine götürmüştüm.  Âşığa Zefil Necmi’den bir iki deyiş okuttuktan sonra bir şiirdeki benzerlik üzerine konuştu. “Bu benzerlik eskilerin tevarüd dediği bir çeşit nazire olan benzektir. Genellikle  ümmi bir âşık bir başka âşığı dinler ve aradan 15-20  yıl gibi uzun bir zaman geçtikten sonra aynı deyişe çok benzer bir deyiş söylerse buna tevarüd denir. Dedi. O zaman ilk defa duymuştum tevarüd terimini.  Mesela dedi,  Erzurumlu Emrah’ın:    Dedim kalem nedir dedi kaşımdır             Dedim inci nedir dedi dişimdir             Dedim onbeş nedir dedi yaşımdır             Dedim on altıdır dedi ki yok yok   biçimindeki  türkünün Emrah’tan önce Tamaşvarlı Âşık Hasan, Kul Nesimi ve Âşık Ömer’de de çok benzer biçimde görülüşü tevarüt yani nazire biçiminde benzektir deyip başka tevarüd örneklerini de vermişti. Karacaoğlan’ın:               Sabahtan uğradım kıza             Boyu servi dala benzer             Yanında bir gelin vardı             Yanağı bala benzer   biçimindeki semaisi 16.yüzyıl âşıklarından  Âşık Hasan’ın:               Bu gün ben bir güzel gördüm             Gül cemali ala benzer             Çıkmış bahçede salınır  Boyu servi dala benzer   dörtlüğü ile başlayan deyişine büyük ölçüde benzerlik gösterir. Bunlar hep tevarüddür. Dedi.     Bu olaydan sonra benim Âşıklarımızda etkileşim ve Âşık  Veysel’ı etkileyen âşıklar üzerine yaptığım araştırmalar Öztelli’yi haklı çıkardı.              Ertesi gün Zile Öğretmenevi’nde yapılan sohbet toplantısından sonra Çağıltı Dergisi Sorumlu Yönetmeni olduğum ve aynı sayıda ‘Şiirin Doğuşu ve Evrimi’ adlı bir yazım da olduğu için  ÇAĞILTI adına bir röportaj yapıp Sayı:4, Ağustos 1973’te yayımlamıştım.  Bu röportaj  Çağıltı’da yayımlandığı biçimiyle sunuyorum:               Türk Folklorunun zenginleşmesine büyük katkıları olmuş, sayısız cönkleri bulup Halk şiirinin ana kaynaklarını ve olgun meyvelerini yazın evrenimize kazandırmış folklorcu, derleyici yazar Cahit Öztelli Zile’ye geldiğinde dergimiz ve derneğimizle işgilendi. Biz de kendisine sorular yönelttik. Yönettiğimiz soruları ve cevaplarını sunuyoruz.   Soru 1. Zile’ye bu haftaki ziyaretinizin Zile tarihi ve folkloru ile ilgisi var mıdır? Cevap:-Evet, Zile’yi elli yıldan beri tanıyorum. 30 yıldan beri de Zile folkloru, tarihi Üzerinde çalışıyorum. Bu bakımdan Zile’ye daima içten bir yakınlık ve sevgi duyarım.   Soru 2. Zileli Şairler adlı kitabınızı yeniden genişleterek yayımlamayı düşünüyor musunuz? Cevap:-Hayır. Çünkü yeniden katılacak bir ozanın kaldığına inanmıyorum. Ben bütün olanakları zorlayarak bu eseri ortaya koydum. Soru 3. “Armuttan Kayacağım” ve”Müdür” adlı türküler bildiğimiz kadarıyla Zile’nin Türküsüdür. Bunları “Evlerinin Önü” adlı kitabınızda Sivas’a mal ettiniz. Bunun nedenini açıklar mısınız? Cevap - Ben doğrudan doğruya halktan türkü derlemiş değilim. 50 yıldan beri yayımlanmış eserlerden yararlanarak kitabımı çıkardım. Eldeki kaynaklar bu türkülerin Zileli olduklarını bildirmiyorlar.  Bilse idim sevinerek alırdım. İkinci baskısında “Armuttan Kayacağım” ve “Müdür” türküsünün Zile’ye ait olduğunu belirtip düzeltirim.   Soru 4.Çağıltı sayfalarında Zile ile ilgili bir seri yazınızı bekliyoruz. Bu  mümkün olabilecek mi? Cevap- Her zaman Çağıltı’da Zile ile ilgili yazılar yazacağım.   Soru 5. Zileli olmadığınız halde Zile’ye olan tutkunuz nereden geliyor? Cevap- Karım Zilelidir. Onun için Zile’yi araştırma fırsatını buldum. Zile tarih ve Folklor bakımından Anadolu’nun zengin bölgesidir.En eski uygarlıklardan günümüze dek gelmiş bir tarih kaynağıdır. Bu zengin kaynağı araştırmak benim için en büyük mutluluk olmuştur. Gençlerimizin bu bölgede araştırma yapmalarınıve dünyaya tanıtmalarını dilerim.   Soru 6. Yeni hazırladığınız yayımlanacak eserleriniz var mıdır? Varsa adları nedir? Cevap -Var. (Yüz Belge ile Yunus Emre), (Halk Türkülerinde Tarih), (Üç Kahraman Şair Köroğlu-Dadaloğlu-Kuloğlu), (Kul Himmet).   Soru 7.Bugün yaşayan halk ozanları halk şiir geleneğimizi sizce sürdürebiliyorlar mı? Cevap- Hayır, özenti içindeler. Veysel başta olmak üzere günümüzde eski ozanlara yaklaşan göremiyorum. Eski ozanları yetiştiren kaynaklar bugün kurumuştur.  Bu bakımdan yeni bir Türk Halk Şiiri doğacaktır. Bu yolda öncülük yapan Halk Şiiri  geleneğini günüzün koşullarıyla bağdaştırarak hece ölçüsüyle şiirler yazan Bekir Sıtkı Erdoğan’ı görüyorum.   Soru 8. Anadolu’da yayımlanan dergiler ulusal sanatımıza ktkıda bulunabilirler mi? Cevap- Olabilir. Pek çok genç sanatçının yetişmesinde bu dergilerin önemli etkisini Cumhuriyet’ten sonraki kuşaklarda görüyoruz. Ama devletin bir kültür siyaseti olmadığı için bu gibi hizmetleri göremez durumdadır.   Bizi kırmayarak sorularımızı cevaplayan Cahit Öztelli’nin  ‘Zileli Şairler adlı kitabınızı yeniden genişleterek yayımlamayı düşünüyor musunuz?’ sorumuza verdiği yanıttaki   “ -Hayır. Çünkü yeniden katılacak bir ozanın kaldığına inanmıyorum. Ben bütün olanakları zorlayarak bu eseri ortaya koydum.”  İfadesini fazla iddialı bulduğumuzu belirtir, kendisinin  ‘Zileli Şairler’  kitabında  29 âşığı tanıtmış olup bizim 2004’te yayımladığımız  ‘16.Yüzyıldan Günümüze İz Bırakan Zileli Şairler’  adlı kitabımızda tanıttığımız Zileli âşık sayısını 70’e çıktığını belirtir, Haşim Nezihi Okay’ın 1937’de Zile’den derleyip oluşturduğu ve bize intikal eden ‘Zileli Halk Şairleri’ dosyasından takviye ederek  yayıma hazır  hale getirdiğim   ‘Anadolu Âşıklık Geleneği ve Bu Gelenek İçinde Yetişen Zileli Âşıklar’ adlı kitabımda inceleyip eserlerinden örnekler sunduğum Zileli âşık sayısını 98’e çıkardığımı, yayımlayacak kurum ve kuruluş  bulamadığım için bu değerli çalışmayı arşivimde tuttuğumu duyurur  bu sayının zaman içerisinde artacağı kanısında  olduğuma inancımın tam olduğunu belirtmek isterim.


Türkiye Maden Ruhsatlarının Tehdidi Altında: 24 İlde 20 Bine Yakın Maden Ruhsatı
TEMA Vakfı, Türkiye’nin 24 ilinde yaklaşık 20 bin maden ruhsatının; ormanlar, korunan alanlar (milli park, sit alanı vb.), tarım alanları ve kültür varlıkları ile ilişkisini inceledi.Çalışmaya dahil edilen illerinortalama ruhsatlılık oranı %63 çıkarken, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç bu durumun statü ve nitelik gözetmeksizin her yerde madenciliğe izin veren mevzuatın bir sonucu olduğunu ifade etti. Ataç, madencilik faaliyetlerinin tehdidi altındaki coğrafyalara ve mevzuatın doğal varlıkları ve yaşam alanlarını korumaya yetmediğine dikkat çekti.   TEMA Vakfı 2020 yılı yazında, Kaz Dağları Yöresi’nin %89’unun madenlere ruhsatlı olduğunu ortaya koyan “Kaz Dağları Yöresi’nde Madencilik” çalışmasını kamuoyuyla paylaşmıştı. Çalışmalarına devam eden Vakıf, 22 ilde daha maden ruhsatları haritalama çalışmaları gerçekleştirdi. Çalışmalar, Çanakkale ve Balıkesir’den sonra Muğla, Tekirdağ, Kırklareli, Afyon, Kütahya, Uşak, Zonguldak, Bartın, Eskişehir, Karaman, Kahramanmaraş, Erzincan, Tunceli, Ordu, Tokat, Artvin, Erzurum, Bayburt, Şırnak, Siirt, Batman, Sivas illeri özelinde yapıldı. Seçilmeleri tesadüfi olmayan bu iller, doğal varlıklar bakımından oldukça zengin bir ekosisteme, güçlü tarımsal üretime ve turizm potansiyeline sahip olmasına rağmen madencilik faaliyetlerinin yoğunlaştığı alanlar olarak öne çıkıyor.   Ruhsatların en yoğun olduğu il Kütahya TEMA Vakfı’nın çalışmalarına göre 24 il yaklaşık 20 bin maden ruhsatına bölünmüş durumda. Ruhsatların büyük bölümünü ihale edilmeyi bekleyen ruhsatlar (14.967) oluştururken, ihale ruhsatlarını 2.158 ruhsat ile işletme ruhsatları; 1.871 ruhsat ile arama safhasındaki ruhsatlar oluşturuyor. İşletme safhasındaki ruhsatların en yoğun olduğu yerleri, Muğla, Sivas ve Kaz Dağları Yöresi’nin Çanakkale-Balıkesir illeri oluşturuyor. Her an hayata geçirilebilecek bu ruhsatlar, özellikle bu illerde madencilik faaliyetleri özelinde ciddi bir tehdit olduğunu ortaya koyuyor. Arama ruhsatları ise Siirt- Şırnak-Batman, Eskişehir ve yine Çanakkale-Balıkesir illerinde yoğunlaşıyor.Yine TEMA Vakfı’nın çalışmasına göre ruhsatların en yoğun olduğu il, %92’si madenlere ruhsatlı olan Kütahya. Kütahya’yı, Çanakkale-Balıkesir (%79)  ve Uşak(%80) illeriizliyor.   Türkiye’nin tüm doğal değerleri madencilik faaliyetlerinin inisiyatifinde 24 ilin ortalama ruhsatlılık oranı %63. Yani illerin yüzölçümlerinin yarısından fazlası maden ruhsatlarına bölünmüş durumda. Bu illerde bulunan ormanların ortalama %60’ı, tarım alanlarının ortalama %57’si, meraların ortalama %55’i, korunan alanların ortalama %57’si, potansiyel koruma alanı olması gereken alanların (Önemli Doğa Alanı) ortalama %63’ü madenlere ruhsatlı. Bu sonuçlar;Türkiye’nin doğal, ekonomik ve kültürel olarak her türlü değerinin,madencilik faaliyetlerinin inisiyatifine bırakıldığını gösteriyor.   Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “Maden Kanunu yasalaştığı 1985 yılından bu yana 20’den fazla kez değişti. Her değişiklikle daha fazla alanda madencilik faaliyetleri yapılabilir hale geldi. Madenruhsatlarının gerçek hayatta nerelere karşılık geldiğini değerlendirdiğimiz haritalama çalışmalarının sonuçları maalesef statü ve nitelik gözetmeksizin her yerde madenciliğe izin veren mevzuatın bir sonucu. Ne yazık ki bu manzara bizleri doğal alanlarımız, tarım alanlarımız, meralarımız, kültür değerlerimiz ve sağlığımız konusunda büyük bir kaygı ile karşı karşıya bırakıyor. Bütüncül bir planlama yaklaşımından yoksun, kamu yararını yalnızca madenlerden yana gören, tarımsal üretimi, turizmi ve en önemlisi insan sağlığını dikkate almayan madencilik uygulamaları doğal, kültürel ve ekonomik yaşam için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ormanlarımız, tarım alanlarımız parçalanırken, su varlıklarımız kirleniyor, tükeniyor, kültürümüz de tıpkı zeytinliklerimiz gibi köklerinden ediliyor, sağlımızı kaybediyoruz” dedi.   Dünya çapında yoksulluk ve gıda krizi tartışmalarının yapıldığı bugünlerde doğaya ve tarım alanlarına yapılan her müdahalenin, yoksulluğu daha da derinleştireceği ve çevre adaletsizliğini artırdığını hatırlatan Ataç, “Ülkemizdeki mevzuat ne yazık ki ormanlarımızı, tarım alanlarımızı,meralarımızı, yaban hayatını ve yaşam alanlarını korumaya yetmiyor.Ne yazık ki yakın zamanda zeytinliklerimizi madenciliğe feda eden yönetmelik değişikliğini en hep birlikte gördük” diyerek, yetkilileri yasal düzenlemelerle bu vahim tabloyu değiştirmeye çağırdıklarını ifade etti.     Umut Yeşertiyoruz!                                                                            TEMA Vakfı     Türkiye’de madenler Maden Kanunu’na göre 5 grupta ele alınıyor. TEMA Vakfı ise çalışmalarını bu maden grupları arasında geniş alanlara yayılan ve üretimleri esnasında yoğun su tüketimine ve kirliliğine neden olan IV. Grup madenlere yoğunlaştırıyor. IV. Grup madenler altın, bakır, kömür gibi endüstriyel madenleri içeriyor.        TEMA Zile Temsilcisi emekli öğretmen Hasan Örztürk konu ile ilgili yaptığı açıklamasında "TEMA Genel Merkezi tarafından hazırlanan Tokat Maden Raporu Zile Kaymakamlığı, Belediye Başkanlığı ve İlçe Tarım Müdürlüğü ziyaret edilerek konunun hassasiyeti üzerinde duruldu. Raporların birer nüshası makamlara  takdim edildi. Ziyaretlerimizi kabul edip konuya duyarlılık gösteren Kaymakamımız Mehmet Ali Akyüz'e, Belediye Başkanımız Şükrü Sargın'a ve İlçe Tarım Müdürü Kemal Osma'ya teşekkür ederiz" dedi.


ZİLE DE SIFIR ATIK ETKİNLİKLERİ
İlçemizde, Zile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Zile Belediyesi işbirliği ile, çevre sorunlarına ve geri dönüşümün önemine dikkat çekmek, daha temiz, daha sağlıklı bir çevre oluşturmak amacıyla, bir dizi etkinlikler düzenlendi. Sıfır Atık Geri Dönüşüm Sergisi açılarak Zile Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü ve Zile Belediyesi önünde stantlar açıldı. Öğrencilere, çevreye karşı duyarlılıklarından ve geri dönüşeme vermiş oldukları katkılarından dolayı Zile Belediyesi tarafından çeşit hediyeler verildi. Zile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda ve Zile Halk Eğitimi Merkezinde açılan kurslarda , çeşitli atık malzemeler ve ambalaj atıklarından yapılan, öğrenci ve yetişkinlerin yaratıcılıklarını kullanarak yaptıkları kendine özgü geri dönüşüm ürünleri stantlarda halkın beğenisine sunuldu. Etkinliğe, Zile Kaymakamı Mehmet Ali AKYÜZ, Zile Belediye Başkanı Şükrü SARGIN, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Ali YILMAZ,  Zile İlçe Milli Eğitim Müdürü H.Bayram POLATTİMUR, PTT Zile Merkez Müdürü İlker AVCI, AKPARTİ, CHP ve İYİ Parti Zile ilçe başkanları , ilçemiz kurum amirleri ve okul müdürleri ile birlikte çok sayıda vatandaş katıldı. Etkinlik boyunca, çevreyi koruma konusunda ziyaretçilerin bilinçlendirilmesine çalışılırken katılımcılara çeşitli hediyeler verildi. Sıfır atık logolu tahta baskı kalıplarıyla tişörtlere baskı uygulamaları yaptırıldı. Gün boyu açık olan Sıfır Atık Geri Dönüşüm sergisini akşam saatlerine kadar çok sayıda vatandaş ziyaret etti.

ZİLE TSO AZERBAYCAN DAN UMUTLU DÖNDÜ
Zile Ticaret ve sanayi Odası tarafından 24-28 Mayıs 2022 tarihleri arasında düzenlenen ve 4 farklı sektörde faaliyet gösteren 10 işadamının katılımı ile gerçekleştirilen “Azerbaycan Yurtdışı İş Gezisi” son buldu. Heyet, Bakü’de 3 gün süren iş gezisinin ardından yurda döndü. Program kapsamında Bakü Büyükelçimiz Doç. Dr. Cahit Bağcı, Bakü Ticaret Başmüşavirlerimiz  Ahmet Erdal ve Yakup Sefer, MÜSİAD Azerbaycan Başkanı ReşadCabirli ve MÜSİAD Azerbaycan üyeleri, Azerbaycan-Türkiye İşadamları Birliği (ATİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tahsin Gündem ve Genel Sekreter Pervane Hacıyeva, ASK (Azerbaycan SahipkarlarKonfederasiyası) Başkan Vekili VüqarZeynalov ve ekibi, TÜİB (Türkiye ve Azerbaycan İş Adamları ve Sanayicileri İçtimai Birliği) Başkanı Hüseyin Büyükfırat, Denetim Kurulu Başkanı Ramiz Aliyev ve Yönetim Kurulu Üyesi Enes Bozaliile temaslarda bulunuldu. Yapılan ziyaretlerde karşılıklı görüş alışverişinde bulundu. Zile TSO Heyeti, yetkililerden Bakü’deki yatırım fırsatları, yeni işbirlikleri ve Türk işadamlarına sunulan kolaylıklar hakkında bilgi aldı. Zile TSO heyeti protokol temaslarının yanı sıra, TheLandmarkBaku Conference Center Toplantı SalonundaAzerbaycanlı iş adamları ile bir araya gelerek iş görüşmeleri de gerçekleştirdi. TARIM MAKİNALARI VE YAN SANAYİLERİ SEKTÖRÜ GELECEK VADEDİYOR Başkan Bice, “Azerbaycan’da özellikle tarım alanında ciddi yatırımlar var, Avrupa Birliği kaynakları ile tarıma ciddi yatırımlar yapılıyor. Şu ana dek ülke genelinde 54 adet Agropark (tarım kampüsleri) kurulmuş. Tarıma yapılan yatırımlar beraberinde de tarım aletleri ve yan sanayine olan talebi artırıyor. Ancak proje kaynaklı alım yaptıkları için, ikinci el üründen ziyade yeni ürün tercih ediliyor. Bu da, özellikle şehrimiz için ciddi bir fırsat olabilir.” Dedi. GIDA SEKTÖRÜ OLMAZSA OLMAZIMIZ Sektör ile ilgili açıklama yapan Başkan Bice “Bakü’de yoğunlaşan Batı tarzı süpermarket zincirlerinde satılan ithal gıda ürünlerinin yüzde 46’sı Türkiye’den ithal ediliyor. Marketlere girdiğinizde, Türkiye’de gibi hissediyorsunuz. Türk ürünlerinin tanındığı vetalep gördüğü bu sektörde şehrimizin de pastadan pay alması gerekir.” Dedi. İNŞAAT SEKTÖRÜ, AZERBAYCAN’IN EN HAREKETLİ SEKTÖRÜ Azerbaycan'da inşaat yatırımları ve paralelinde yapı malzemeleri pazarında da iş fırsatları olduğunu belirten Başkan Bice “Şu anda kara yollarının inşası, baraj yapımı, elektrik santralleri inşası, iş merkezleri kurulması gibi birçok büyük inşaat faaliyetinin yanında; en önemli ve kilit nokta ise Karabağ’ın tekrardan inşasına başlanmış olması. İnşaat sektörü, tam bir fırsat sektörü olabilir.” Dedi. AYAKKABI SEKTÖRÜNE DE GİRECEĞİZ Başkan Bice “Deri işleme ve ayakkabı sektörü, ülkenin iktisadî gelişme potansiyelinin önemli örneklerinden biri konumundadır.Özellikle hayvancılık sektörünün de kalkınma programlarına alınmasından dolayı, deri işleme tesisleri var. Hammadde kaynaklarının bulunabilirliği açısından, ayakkabı ve deri sektörü önemli bir potansiyel taşıyor. Ayakkabı sektöründe, vitrin mağazacılığında Türkiye’den bir miktar geride bir vitrin görüntüsü var. Bunu fırsata çevirebiliriz.” Dedi. AZERBAYCAN İYİ FIRSAT OLARAK KULLANILABİLİR Türk işadamlarının, Azerbaycan'la ticari faaliyetlerini yoğunlaştırmada fayda bulunduğunu ifade eden Başkan Bice, “İkili iş görüşmelerimiz oldukça verimli geçti. Çok hızlıca dönüş sağlayacak üyelerimiz var. Bazı firmalarımız numune hazırlıklarına başladı bile. Burada görüştüğümüz Azeri işadamları bizlere son derece sıcak ve samimi davrandılar. Türklere karşı duydukları sevgiyi yakından hissettik. Azerbaycan’da, kendimizi Türkiye’de gibi hissettik.Aynı dili, aynı dini,aynı kültürü paylaşan iki devlet bir millet olduğumuzu ülkede yakinen hissettik. Ortak tarihi geçmişimiz ve ilişkilerimiz Türk sanayicilerimizi bu pazarda bir adım öne çıkaracak büyük avantaj olarak karşımıza çıkıyor. Önemli olan bu avantajı değerlendirmek ve hiç vakit kaybetmeden pazara hızlı bir giriş yapmaktır” ifadelerini kullandı.


ATIK TESİSİNDE DOĞANIN AYAK İZLERİ
Kuruculuğunu sınıf öğretmeni Gülay Baykal'ın üslendiği Doğanın Ayak İzleri projesi ekibi faaliyetlerine devam ediyor. Atiye Bekir Dinçerler İlkokulu Sınıf Öğretmeni Gülay Baykal ile Melik Gazi İlkokulu Sınıf Öğretmeni Fatma Gülcü öğretmenlerin birlikte yürüttüğü ve Atiye Bekir Dinçerler İlkokulu'ndan Nuray Sayış, Bilfer Şahin ile Melikgazi İlkokulu'ndan Tamer Uygur ve Osman Darçın, Şehit Hüseyin Kısa İlk/Ortaokulu İngilizce Öğretmeni Murat Oral'dan oluşan NATURE'S FOOTPRINTS (Doğanın ayak izleri) projesi ekibi Zile Belediyesi Atık Su Arıtma Tesisleri'ne öğrencileri ile birlikte gezi düzenleyerek suyun nasıl arıtıldığını ve hangi işlemlerden geçtiğini yerinde inceleyerek gözlemlediler.        Atiye Bekir Dinçerler İlkokulu Sınıf Öğretmeni Gülay Baykal projenin amacı ile ilgili yaptığı açıklamasında; "NATURE'S FOOTPRINTS projesinin amacı 21. yy becerileri ve sürdürülebilir yaşam ortamlarını geliştirebilmek doğanın dengesini sağlayan unsurları ve çevresini tanıyarak havayı, suyu ve toprağı verimli kullanmanın yollarını aramaktır. Öğrencilerin bunların yokluğunda karşılaşabilecekleri tehlikelerin farkına varıp çözüm yollarını üretebilmelerini sağlamaktır" dedi. Gülay Baykal, ayrıca bu projenin öğrencilerin doğaya farklı bir bakış açısı ile bakmalarını sağlayacağını ifade ederek, "Proje sayesinde öğrencilerin çevresinde gördüğü sorunları tespit edip çözüm üretebilmelerini sağlamayı da hedeflemektedir" dedi.        Zile'de çevreye duyarlı hizmetleri ile bilinen Zile Belediyesi Çevre Mühendisi Ayşegül Polattimur tarafından önce öğretmen ve öğrencilere Zile Belediyesi Atık Su Arıtma Tesisi gezdirildi. Ayşegül Polattimur öğrencilere arıtma işleminin nasıl gerçekleştiğini anlattı. Daha sonra öğrenciler atık suyun arıtılma, süzdürülme işlemini laboratuvar ortamında deney yaparak gördüler. 

GELECEĞİN GAZETE ÖRNEĞİ ZİLE BORSA İSTANBUL ANADOLU LİSESİ ÖĞRENCİLERİ TARAFINDAN YAYINLANDI OKUL MÜDÜRÜ ÖZGÜR KESKİN NEZDİNDE BU BÜYÜK EMEĞİ ALKIŞLIYORUZ.
         Zile Borsa İstanbul Anadolu Lisesi Öğretmeni  Barış Tüzün ve öğrencileri dijital materyal  geliştirme sürecine farklı bir ivme kazandıran ve gelecekte yeni nesil gazetenin nasıl olacağına dair ipuçları veren gazetelerinin ilk sayısını yayınladılar.         Zile Borsa İstanbul Anadolu Lisesi Müdürü Özgür Keskin konu ile ilgili yaptığı açıklamasında "Bu başarılı çalışmayı gerçekleştiren öğrencilerimizin izahi anlatımıyla `Bildiğiniz gibi gazete, dünyanın en eski ve en etkili iletişim araçlarından biridir ve yazılı basında en temel kitle iletişim aracıdır.Geleneksel gazeteler sadece resimlerden ve yazılı metinlerden oluşur. Bu açıdan bakıldığında; bu Dijital-Gazete veya Hibrit Gazete devrim niteliğinde bir eser olarak değerlendirilebilir. Akıllı telefonların ve QR kodun geleneksel gazeteciliğe entegrasyonu, yeni iletişim teknolojileri açısından kaçınılmazdır. Bundan dolayı bu projede, sayfalarımıza QR kod ekleyerek üç dilde (Türkçe, İngilizce ve Almanca) bir gazete oluşturmayı ve akıllı telefonlar vasıtasıyla okunabilen QR kodları kullanarak yeni bir habercilik ve etkileşimli bir materyal geliştirmeyi hedefliyoruz.Gazete sayfalarında yer alan herbir haber QR kodlar vasıtasıyla canlı insansesinden dinlenebilmektedir. Gazetenin basılı etkileşim içerisine girerek mekân ve zaman kısıtlamalarının ötesine geçerek, hem gazetesinin hem de çevrimiçi ortamın keyfini sürebilecek. Akıllı telefonların bir mekândan başka birmekâna kolaylıkla taşınabilmesi ve mobil iletişim imkânlarını kullanabilmesi, kullanıcısınamekândan bağımsız veya dijital kopyasındaki QR kodlarını cep telefonları ile tarayan okuyucu, gazetenin bağlı olduğu okul web sayfamızdaki internet kopyasına ve podcast kanalımıza bağlanabilecek. Basılı gazetenin tüm sayfalarına yerleştirilen QR kodlar sayesinde okuyucular akıllı cep telefonlarını kullanarak online dinlemeye erişim sağlayabilecekler. Tüm ses kayıtları öğrencilerimiz tarafından yapılmıştır. Cep telefonu kullanıcıları gazetemize ulaştıktan sonra günlük hayatlarının herhangi bir anında (7 gün 24 saat) herhangi bir QR Kodu okutarak podcast kanalımıza bağlanabilecekler.Akıllı telefon kullanıcısı bir gazete okuru,gazetesi ile bütünleşmiş olan QR kod ile farklı bir ivme kazandıran ve gelecekte yeni nesil gazetenin nasıl olacağına dair ipuçları veren gazetemiz bu anlamda birçok kişiye ilham kaynağı olacaktır. Zile Borsa İstanbul Anadolu Lisesi olarak hazırladığımız bu gazete spordan sanata, müzikten sosyal yaşama, yöresel mutfaktan şehrimizin kültür ve sanatına varıncaya kadar birçok zengin içeriği bünyesinde barındıran 24 sayfalık tamamı 3 dilde dinlenebilen bir dijitalmateryaldir. Gazetemizin yapım hareket edebilme özgürlüğünü sağlamaktadır. Akıllı telefon kullanıcısıolan geleneksel bir gazete okuru istediği andave mekânda QR kodları tarayarak ilgili içeriğeulaşabilir.Teknolojik altyapısı sayesinde gazetemiz hem ulusal hem de uluslararası arenada çevrimiçi olarak dinlenebilecektir. Dijital gazetenin içeriklerinin dinlenme oranları (yaş gruplarına, cinsiyetlere, ulusal ve uluslararası şehir ve ülkelere göre dağılımı) istatistiksel olarak anlık takip edilebilmektedir. Dijital materyal geliştirme sürecineaşamasında öğrencilerimizin farklı alanlardaki yaratıcılıkları da (dijital tasarım, yabancı dili etkin ve doğru kullanma becerileri, karikatür çizimi, yöresel türkülerin seslendirilmesi gibi…) keşfedilmiş ve sayfa  içeriklerinde yer almıştır." dedi.         Biz de Özhaber olarak iletişim adına geleceğe ışık tutan bu büyük çalışmaya emeği geçen Zile Borsa İstanbul Anadolu Lisesi Almanca Öğretmeni Oktay Güneş’i, Müzik Öğretmeni Rüya Fidan Tüzün’ü, okul öğrencileri; Ahmet Durukan Özbilgin, Cemile Bayraktar, Hatun Erol, Melisa Semiz, Atakan Atik, Aleyna Çamlıbel, Elif Durmaz, Ahmet Tanbuğa, Emir Ceylan, Sıla İşleyen, Yusuf Duğan, Gül Doğdaş, Tuana Zeynep Öztürk, Zişan Özçerçi, Aysel Ersoy, Şevval Esma Maman ve desteklerini esirgemeyen Zile İlçe Milli Eğitim Müdürü Hacı Bayram Polattimur’u kutluyoruz.


ZİLE DE USTA ELLERDEN ÇIKAN DEĞERLİ EŞYALAR İLGİ BEKLİYOR
Zile Halk Eğitim Merkezi usta öğreticilerinden Zuhal Tarkan kurs katılımcılarıyla beraber gazete kağıtlarından ve bambudan sepet, supla, kapı süsü gibi eşyalar yapıyorlar. Usta öğretici Zuhal Tarkan Zileli kadınlarla beraber atık olarak görülen gazete kağıtlarını, bu geri dönüşüm projesiyle değerlendirip ekonomiye kazandırıyorlar. Zile Halk Eğitim Merkezi'nde kursa katılan kadınlar burada yeni şeyler öğreniyor, üretiyor, sosyelleşiyor ve beraber yaptıkları ürünleri ekonomiye kazandırarak gelir elde ediyorlar.        Her yaş grubundan kursiyerin bulunduğu bu kursla ilgili olarak kursun usta öğreticisi Zuhal Tarkan yaptığı açıklamasında;  "Gazate kağıdının geri dönüşümünün çevresel boyutta etkisi tartışmasız çok önemli. Zira biz eski ve hatta çöp olarak görülen bu malzemeyi kullanarak, üzerine fikir, el emeği ve tasarım ekleyerek kullanılabilir yeni ürünler elde ediyoruz. Böylece daha az atık ile çevreye verdiğimiz zararı azaltıyor ve ayrıca ürettiğimiz ürünlerin hammmadde maliyetini düşürüyoruz. Çalışmamızın çok daha büyük bir önemi var ki o da Zileli kadınlarımızın bu sürece dahil olmasıdır. Zile Halk Eğitim Merkezi'nde gerçekleştirdiğimiz kursumuza katılım talebi her dönem yoğun olmaktadır. Kadınlarımızın yeni şeyler öğrenmesine, üretmesine, para kazanmasına vesile olmak mutluluk verici" dedi.        Ayrıca bu kursta gazete ve bambunun yanı sıra eski kıyafetlerin kumaşlarından "Saçaklama" yöntemiyle yeni kumaş elde ettiklerini belirten usta öğretici Tarkan, bu yeni kumaşlarla çanta, önlük ve yeni kıyafetler ürettiklerini ifade etti.. Önümüzdeki sürece ilişkin planlarını sorduğumuz Zuhal Tarkan yeni dönem Halk Eğitim Merkezi'nde açılacak kurslar arasında plastik ve cam malzemeler için geri dönüşüm planlandığını söyledi.        Bizde Zileli kadınların bu emeğini ve çabasını takdir ediyor, onları desteklemek isteyen herkesi kadınlarımızın yaptıkları ürünlerden satın almaya davet ediyoruz.

ZİLE GÜN GÖRMÜŞ KAR GİBİ ERİYOR
       Tokat ın dört büyük ilçesi arasında en geriye düştük. Bir zamanlar dükkan almak ve kiralamak için fırsat kollanan caddeler şimdilerde kiralık, satılık dükkanlarla dolu. İstihdamın   ve   yatırımın   olmadığı   ilçemizde nüfusumuz  819  kişi  daha  azalarak 53 bin 549’a geriledi. Esnaf zor durumda. Mevcut esnafın çoğu atadan dededen kalma mülkiyeti kendilerine ait  dükkanlarında  esnaflık yapmaya çalışıyor. Askerden gelen gençlerimiz Zile’de durmuyor, duramıyor, mecburen ekmek peşine düşüyor, büyük şehirlere gitmek zorunda  kalıyor.        Köylerimizin nüfusu bitti, büyük  şehirlere giden gidene, sene  seneyi  aratır  hale  geldi. Eskiden her evde mutlaka inek, dana  ve küçükbaş hayvan beslenir, tavuk, cücük derken satışa sunulmasa  dahi köylümüz kendi ihtiyacını karşılardı. Haliyle üretimde yok; peynir, yağ, süt, yoğurt, yumurta gibi ekmek  dahil temel ihtiyaç maddeleri hazır olarak marketlerden karşılanıyor. Çoğu köylerimizde son temsilciler yaşıyor.        İlçemize bağlı Yalınyazı Kasabası, Yıldıztepe Kasabası, Evrenköy Kasabası, Güzelbeyli Kasabası olmak  üzere  dört  kasabamız  vardı. Dördü de kapatıldı, köye döndü. Göçün hızla devam ettiği ilçemizde bu kasabaların kapanması göçü daha da tetikledi. Bir zamanlar kasaba olan Yalınyazı  ve Güzelbeyli köylerindeki okullar da kapatıldı.        TÜİK,  Adrese Dayalı Nüfus Kayıt sistemine göre illerdeki nüfus  rakamlarını  açıkladı. Zile’nin nüfusu önceki yıla oranla 819 kişi daha azalarak  53 bin 549’a geriledi. Zile Tokat’ın dört büyük ilçesinin en gerisine düştü.        TÜİK Verilerine göre 2021 yılında  Zile’nin nüfusu 26 bin 594 erkek, 26 bin 955 kadın  olmak  üzere 53 bin 549 olarak açıklandı.        Zile’nin   nüfusu  2020  yılına oranla 819  kişi azalarak 53 bin 549 oldu. 2007 yılında 34 bin 245 erkek, 34 bin 692 kadın olmak üzere 68 bin 937 olan Zile’nin nüfusu son onbeş yılda15 bin 388 azalmış oldu.        TUİK verilerine göre 2021 yılında Erbaa’nın nüfusu 99 bin 815, Turhal’ın nüfusu 78 bin 294, Niksar’ın  nüfusu 63 bin 486, Reşadiye’nin nüfusu 35 bin 304, Almus’un nüfusu 23 bin 868, Pazar’ın nüfusu 12 bin 937, Yeşil yurt’un nüfusu 8  bin  478, Artova’nın nüfusu 7 bin 681, Başçiftlik’in nüfusu 7 bin 479, Sulusaray’ın nüfusu 6 bin 769 olarak açıklandı.


HERKES İÇİN ÇEVRECİ KAMPANYAYA DESTEK VERELİM
Zile    Belediyesi’nin     başlattığı    çevreci   kampanyalar Çevre Mühendisi  Ayşegül  Polattimur  önderliğinde  genişleyerek  devam ediyor.        Doğanın kirletilip tahrip edildiği dünyamızda,  iyileştirme adına   bir   nebze  de  olsa   katkı  sunmak  için  büyük  çaba sarfettiklerini   belirten   Zile   Belediyesi   Çevre    Mühendisi Ayşegül   Polattimur  yaptığı  açıklamasında;  “Okullar  arası yaptığımız yarışmada 5 litre atık   yağ   getirene  top   veya   sırt  çantası   hediye  ediyoruz.   Bu  kapsamda   yarışmamıza   ilgi  duyan  veli  ve  öğrencilerimize  çok teşekkür ederiz, güzel geri dönüşler   alıyoruz.   1  litre   atık   yağın   1.000.000  litre   suyu kirlettiği bir  dünyada  yaşıyoruz.  Bu  yüzden  çevremize  daha duyarlı  olalım  atık  yağlarımızı   kızartma  yağlarımızı  lavabolara dökmeyelim,   çöpe  atmayalım   ayrı   kutularda  pet   şişelerde biriktirelim geri dönüşüme gönderelim.        Bitkisel kızartma yağları  çöplere   dökülmeyerek,   lavaboya dökülmeyerek    geri    dönüşüm   tesislerine   gönderilirse   geri dönüşüm   tesislerinde    araçlar   için   yakıt    elde   ediliyor   ve böylece hem doğa zarar görmüyor   hem de  ekonomiye  katkıda bulunulmuş oluyor” dedi.             Ayrıca yürütülen diğer kampanyalarla  ilgili bilgiler de  veren Ayşegül Polattimur; “Anaokulu, ilkokullar, ortaokullar, liseler; Zile Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Birimi olarak ilçemizdeki tüm okullarımıza Sıfır Atık ve çevre Bilinci konulu eğitimlerimize devam  ediyoruz.  Bu   kapsamda    okullarımızda   atık   toplama yarışmaları  başlattık.  1  kg  pet  şişe  ve  20  kg  atık  kağıt  getiren öğrencilerimize kırtasiye malzemeleri hediye ediyoruz. Yarışmamız büyük ilgi gördü. Öğrencilerimiz her gün atık biriktirip  okullarımızda  geri   dönüşümden   sorumlu  öğretmenlerimize   teslim  ediyor. Okullarımızda da  atıklarımız  depolanıp  geri  dönüşüm  tesislerine gönderiliyor. Bir ton atık kağıdın geri dönüşümü ile 17  tane ağacın kesilmesi engelleniyor ve bu şekilde öğrencilerimizde çevre bilinci oluşturuyoruz. Geçtiğimiz Cuma  günü  saat  14.30'da  öğrencilerimize  hediye teslim töreni düzenledik. Bu töreni her ay düzenli olarak tekrarlıyacağız.  Bize  destek  veren  öğretmen,  öğrenci  ve  velilerimize  çok teşekkür ediyoruz” dedi.  

 
  Cami-i Kebir Mah.
 Latif Topçu Sok.No:3/A
 Zile/Tokat
 
  Tel/Fax : 0356 317 9766
 E-posta : ozhabergazetesi@hotmail.com
 bilgi@gazeteozhaber.com
Ziyaretçi Sayısı
1780886
Web Tasarım Vur@l Yazılım