RAHMET İKLİMİ: RAMAZAN AYI

 

 “O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği ramazan ayıdır. Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin...”(Bakara Suresi 185.ayet) Manevi güzelliklerle dolu Ramazan-ı Şerif ayı bu sene de üzerimize bir rahmet ve bereket olarak sağanak sağanak yağdı Elhamdülillah! Tutulan oruçlar ile bedenlerimiz sıhhate kavuşurken, iftar ve sahur sofraları ile birlik ve beraberliğimiz pekişir hale geldi. Fitre, Fidye ve Zekatlar ile ihtiyaç sahiplerinin yüzünün güldüğü bu mübarek rahmet ikliminde dayanışma ve yardımlaşma zirveye ulaşır hale geldi. Teravih namazları ile omuz omuza ibadet ettiğimiz Rabbimiz, bu vesile ile gönüllerimize bir ülfet ve muhabbet verdi; Okunan mukabeleler ile Kur’an’ın şifası tüm kalplere sekinet olarak indi elhamdülillah. Ramazan ayı her şeyden önce oruç ayıdır. Oruç kişiyi şükre yöneltir, kötülüklerden korur, nefsi terbiye eder, ruhu olgunlaştırır, sabır ve irade gücü kazandırır, ahlakı güzelleştirir, sağlığı korur. Allah resulü Hz.Muhammed (s.a.v) “Ramazan Ayı gelince, cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulurlar!”(Buhari, Savm, 5, II,227.) buyurarak bu mübarek ayda cennete bu kadar yakın olduğumuzu ve cehennemden uzak olmamız için bir fırsatın eşiğinde olduğumuzu müjdeliyor bizlere... İşte tamda bu noktada bizlere düşen, şeytanlarımızı zincire vurmak, manevi bir hapis ile şeytan ve nefislerimizi günahlara karşı hapsetmektir. İşte böylece cennetin yolu açılıp cehennemin yolu kapanacaktır kullara... “Kim Ramazan ayının faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek, Ramazanı ibadetle ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır”(Buharî, İman,37, I,14) buyuran Peygamber efendimiz Hz.Muhammed’in (s.a.v.) bu çağrısına kulak vermeli, cennetin yollarının döşendiği bu mübarek aydan istifade etmeye gayret edilmelidir. Sadece şahsi ibadetler ile kalmayıp, ihtiyaç sahiplerini de bu rahmet ikliminde düşünmeli, onların da sofralarına bir ekmek koymalı, soframızda onlara da yer ayırmalıyız. “Komşusu aç iken, müminin tok dolaşması yakışık almaz”(Ahmed b. Hanbel , I, 55.) anlamındaki hadis-i şerif, sosyal dayanışma duygusunu en çarpıcı bir biçimde gözler önüne sermektedir. Diğer taraftan bu konuda ilgisiz kalan müminler uyarılmaktadır. Ramazanın manevi iklimini hayatımızın tamamına yaymalı, ramazan sonrasında da bu ayda kazandığımız ahlaki erdemleri sürekli hale getirmeliyiz. Aksi halde ramazan ayında açılan cennet kapılarını kendi üzerimize kapatmış olma tehlikesi ile karşı kaşıya kalabiliriz. Müminlere bir ikram olarak sunulan Ramazan ayı; ibadet, tevbe, dua, zikir, arınma, sosyal yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Ramazanda orucu bozacak maddi şeylerden kaçınmak ne kadar önemli ise, onun manasını bozan, sevabını götüren İslâm adabına aykırı davranışlardan sakınmak da önemlidir. Öyleyse, her türlü hayrı, rahmeti, bereketi ve daha nice güzellikleri bünyesinde barındıran Ramazan ayını gereği gibi değerlendirelim. Oruçlarımızı Allah’ın emrine uygun olarak her türlü haram ve kötü davranışlardan sakınarak, bütün uzuvlarımızla tutalım. Tuttuğumuz oruca zarar verici her türlü olumsuz söz, fiil ve davranışlardan uzak duralım. Bu ayı fırsat bilip kendimizi gelecek yıllara ve âhiret hayatına manen hazırlayalım. Belki bir sene sonraki Ramazan ayına yetişemeyebiliriz. Bunun idraki içinde olalım.

 Yasin TELLİ

Zile Müftülüğü

Din Hizmetleri Uzmanı