- 0 356 317 97 66
“O
(sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda
açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği ramazan ayıdır.
Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin...”(Bakara Suresi 185.ayet)
Manevi güzelliklerle dolu Ramazan-ı Şerif ayı bu sene de üzerimize bir rahmet
ve bereket olarak sağanak sağanak yağdı Elhamdülillah! Tutulan oruçlar ile
bedenlerimiz sıhhate kavuşurken, iftar ve sahur sofraları ile birlik ve
beraberliğimiz pekişir hale geldi. Fitre, Fidye ve Zekatlar ile ihtiyaç
sahiplerinin yüzünün güldüğü bu mübarek rahmet ikliminde dayanışma ve
yardımlaşma zirveye ulaşır hale geldi. Teravih namazları ile omuz omuza ibadet
ettiğimiz Rabbimiz, bu vesile ile gönüllerimize bir ülfet ve muhabbet verdi;
Okunan mukabeleler ile Kur’an’ın şifası tüm kalplere sekinet olarak indi
elhamdülillah. Ramazan ayı her şeyden önce oruç ayıdır. Oruç kişiyi şükre
yöneltir, kötülüklerden korur, nefsi terbiye eder, ruhu olgunlaştırır, sabır ve
irade gücü kazandırır, ahlakı güzelleştirir, sağlığı korur. Allah resulü
Hz.Muhammed (s.a.v) “Ramazan Ayı gelince, cennet kapıları açılır, cehennem
kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulurlar!”(Buhari, Savm, 5, II,227.)
buyurarak bu mübarek ayda cennete bu kadar yakın olduğumuzu ve cehennemden uzak
olmamız için bir fırsatın eşiğinde olduğumuzu müjdeliyor bizlere... İşte tamda
bu noktada bizlere düşen, şeytanlarımızı zincire vurmak, manevi bir hapis ile
şeytan ve nefislerimizi günahlara karşı hapsetmektir. İşte böylece cennetin
yolu açılıp cehennemin yolu kapanacaktır kullara... “Kim Ramazan ayının
faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek, Ramazanı ibadetle ihya
ederse, geçmiş günahları bağışlanır”(Buharî, İman,37, I,14) buyuran Peygamber
efendimiz Hz.Muhammed’in (s.a.v.) bu çağrısına kulak vermeli, cennetin
yollarının döşendiği bu mübarek aydan istifade etmeye gayret edilmelidir.
Sadece şahsi ibadetler ile kalmayıp, ihtiyaç sahiplerini de bu rahmet ikliminde
düşünmeli, onların da sofralarına bir ekmek koymalı, soframızda onlara da yer
ayırmalıyız. “Komşusu aç iken, müminin tok dolaşması yakışık almaz”(Ahmed b.
Hanbel , I, 55.) anlamındaki hadis-i şerif, sosyal dayanışma duygusunu en
çarpıcı bir biçimde gözler önüne sermektedir. Diğer taraftan bu konuda ilgisiz
kalan müminler uyarılmaktadır. Ramazanın manevi iklimini hayatımızın tamamına
yaymalı, ramazan sonrasında da bu ayda kazandığımız ahlaki erdemleri sürekli
hale getirmeliyiz. Aksi halde ramazan ayında açılan cennet kapılarını kendi
üzerimize kapatmış olma tehlikesi ile karşı kaşıya kalabiliriz. Müminlere bir
ikram olarak sunulan Ramazan ayı; ibadet, tevbe, dua, zikir, arınma, sosyal
yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Ramazanda orucu bozacak maddi şeylerden
kaçınmak ne kadar önemli ise, onun manasını bozan, sevabını götüren İslâm
adabına aykırı davranışlardan sakınmak da önemlidir. Öyleyse, her türlü hayrı,
rahmeti, bereketi ve daha nice güzellikleri bünyesinde barındıran Ramazan ayını
gereği gibi değerlendirelim. Oruçlarımızı Allah’ın emrine uygun olarak her
türlü haram ve kötü davranışlardan sakınarak, bütün uzuvlarımızla tutalım.
Tuttuğumuz oruca zarar verici her türlü olumsuz söz, fiil ve davranışlardan
uzak duralım. Bu ayı fırsat bilip kendimizi gelecek yıllara ve âhiret hayatına
manen hazırlayalım. Belki bir sene sonraki Ramazan ayına yetişemeyebiliriz.
Bunun idraki içinde olalım.
Yasin
TELLİ
Zile Müftülüğü
Din Hizmetleri Uzmanı