- 0 356 317 97 66
Devlet memurluğuna ilk kez atanan ve
henüz asil (kadrolu)
memur statüsüne geçmemiş kişilere “aday memur” denir.
Aday memurların yetiştirilerek
kadrolarına geçme süresi 1-2 yıldır. Bu süre içinde aday memur başka kurumlara da
naklen geçemez.
29
Ocak 2026 tarih ve 33152 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe
giren 7573 sayılı Kanunla getirilen değişikliklerle aday memurlar hakkında çok
ciddi düzenlemeler yapılmıştır.
Bu değişiklikleri çok sade bir
biçimde izah etmek gerekirse:
657 Sayılı Devlet Memurları
Kanununun 56. Maddesi gereğince; Adaylık süresi içinde (1-2 yıl) memuriyetle
bağdaşmayacak durumları tespit edilenlerin ilişkileri disiplin amirlerinin
teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile kesilmekte idi.
Örneklendirilirse; aday bir öğretmen hakkında açılan soruşturma sonunda “memuriyetle
bağdaşmayacak fiili işlediği” kesinleşirse disiplin amiri olan okul
müdürünün teklifi ve valinin onayı ile bu aday memurun işine son verilirdi.
Burada “atamaya yetkili amirlerin” kimler olduğunu da belirtmek
gerekirse;-memurun durumuna göre- bakan, vali, kaymakam, rektör, belediye
başkanı, bağımsız kurumlarda (YÖK, SGK gibi) kurum başkanı atamaya yetkili
amirdir.
Peki yeni düzenleme nasıl olmuştur?
Aday memurun işine son verme daha mı kolaylaşmıştır yoksa daha mı zorlaşmıştır!
657/Madde 56 –Adaylık süresi içinde; …
birden fazla uyarma ve/veya kınama cezası almış olanlar ile aylıktan kesme ya
da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış olanların disiplin amirlerinin
teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir.
Bu maddenin üzerinde durulacak hükmü:
Aday bir memur, adaylık süresi
içinde iki defa uyarma veya iki defa
kınama cezası ile bir defa aylıktan
kesme cezası almış olursa memuriyetle ilişiğinin kesileceğidir. Bu şekilde
ilişiği kesilen kişi 3 yıl süreyle memuriyete dönemeyecektir.
En can alıcı sorucu; uyarma, kınama,
aylıktan kesme cezalarını kim verebilir?
Cevap: Disiplin amirleri. (657/126)
Her Bakanlık Disiplin Amirleri Yönetmeliği yayımlayarak bu amirleri
belirlemiştir. Örneğin; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan
öğretmenlerin disiplin amiri okul müdürüdür.
Bu cezalara esas fiillerden birkaç
tane örnek vermek gerekirse (657/125):
Göreve
geç gelmek, erken ayrılmak / tasarruf tedbirlerine riayet etmemek / görevine
veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak /
belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak (Uyarma).
Görev
sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak/ hizmet dışında Devlet
memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak/verilen
emirlere itiraz etmek/ iş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle
sataşmak (Kınama).
Yukarıdaki
örnekler uyarma ve kınama cezası gerektiren fiillerden bazıları olup bu
cezaları disiplin amiri verebilmektedir. Elbette ki hiçbir yasal düzenleme
kötüye kullanılsın, istismar edilsin diye yapılmaz ama sonuçta bu disiplin
amirleri de etten kemiktendir, beşerdir, yanıldığı, hata ettiği, sonradan
pişman olacağı durumlar yaşayabilirler ama sonuçta aday memurun ilişiği
kesilmiştir.
Bu düzenlemeyle; idarenin hızlı
karar alarak elinin güçlendirilmesi, aday memurlar üzerinde caydırıcı etkilerin
artırılarak suç işleme oranının minimize edilmesi, nitelikli memur
yetiştirilmesi, iş görenlerin disipline edilmesi hedeflenmiş olabilir ama kaygı
verici durumların oluşması, sübjektif sonuçların yaratılması, ölçülülük, adalet
ilkelerinin de istismarının söz konusu olabileceği gibi endişeler de mevcuttur.
Disiplin amirlerinin olabilecek
keyfi ve kötü niyetli uygulamalarına fırsat vermemek için somut, objektif
düzenlemelerin yönetmelik, yönerge gibi alt hukuk normlarıyla belirlenmesi,
açıklanması isabetli olacak, yetkilerin mutlak ve keyfi kullanılmasına izin
verilmemiş olacaktır.
Sonuç olarak şu hususu da
belirtmekte yarar var:
Anayasamıza göre; “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine
karşı yargı yolu açıktır.” Devlet Memurları Kanununa göre “Disiplin cezalarına karşı idari yargı
yoluna da başvurulabilir, üst
makamlara itiraz da edilebilir.”