ŞUBAT; “HIDIR ELLEZ ORUCU” AYI

 
(Sıraçlar Nasıl Tutar?)

Oruç; özü itibarıyla nefse hâkimiyet sağlamak, nefsi terbiye etmek, yokluğun, yoksulluğun anlamını idrakle dayanışma bilinci geliştirmek ve şükretmeyi öğrenmektir.

            Halk arasında Ramazan Orucu ve Muharrem Orucu yaygın olarak bilinir ama Hıdır Ellez (Hızır İlyas) Orucu pek bilinmez. Nasıl tutulduğuna dair de ciddi bilgi noksanlıkları vardır. Bilindiği üzere Hubyar Sultan’ın taliplerine Sıraç denir. Zile özelinde ise türbesi Acısu Köyü’nde bulunan Veli Baba taliplerine Sıraç denir, diğer bir tanımla Anşa Bacılı Sıraçları da denir. İşte bu orucu daha çok Anşa Bacılı Sıraçları tutar.

            İnanca göre Hızır; darda kalanların yardımcısıdır, ölümsüzlük sembolüdür. “Ya Hızır, Ya Hızır” diye dua edilmesi bu nedenledir. İlyas ise doğa ve canlıların bereketlendiği baharın müjdecisidir. Bu iki kutsal figürün yılda bir kez buluştuğuna inanılır ve bu buluşma hayata can veren bir eşik olarak görülür.

            Sıraçların diğer bir inanışına göre ise; Hubyar İstanbul’da fırına atılır. Fırında 7 gün kalır ve sakalı buz tutmuş olarak fırından çıkar. Bu süre zarfında hanımı Gönül Ana hiçbir şey yiyip içmez, sürekli olarak “Hızır yardımcısı olsun” diye dua eder. Bu olaya izafeten 7 gün oruç tutulduğu söylenir. Bu oruca; Hubyar Orucu/Gönül Ana Orucu diyenler de vardır.

            Hubyar Sultan (Abdal Dedem) bu oruçla ilgili söylediği deyişte:

            “Yedi gündür orucu

            Tutana yok sorgucu

            Kâfire batın kılıcı

            Safa geldin Hızır İlyas”  demektedir.

            Oruç nasıl tutulmalı sorusunun cevabı genel ifadeyle; niyetli olarak gün doğumundan gün batımına kadar ağıza yiyecek ve içecek alınmaması şeklindedir. Bu tanım Sıraçlar açısından Hıdır Ellez Orucu için yeterli değildir, noksandır.

            Sıraçların oruç tanımı ise şu şekildedir: Görgüden geçmiş olarak gün doğumundan gün batımına kadar 7 gün süreyle; ağıza yiyecek içecek almamak, nefse ağır gelen şeyler yapmamak/söylememek, günahlardan/haramlardan kaçınmak, sinkaf etmemek, şatafatsız sofrada helâl lokma bulundurmak olarak özetlemek mümkündür.

            Bu tanımı açmak gerekirse:

            1. Sıraçlar; inançlarının gereği edep erkânlarına uygun olarak her yıl Cem ibadetleri öncesinde cem erenlerinin (baba/bacı, sofu/eci vd) önünde kısaca “eline, diline, beline” sahip oldukları ve olacaklarına dair yemin ederler. Her türlü davalar burada halledilir, herkes birbirinden razı olur, buna “Görgü” denir. Küsülüsüyle-barışan, döktüğünü-dolduran, yıktığını-yapan, ağlattığını-güldüren Görgüden geçmiş, oruç tutmaya hazır demektir.

            2. Görgü süreci her yıl Şubat ayı içinde tamamlanır. Takvim sabittir, diğer oruç ve aylar gibi dönerli değildir, ileri geri gitmez. “Aç kalmakla oruç tutulmaz, oruç mideyle değil kalple/yürekle tutulur, bütün uzuvlarda buraya bağlıdır, birkaç gün oruçlu olmak semboliktir, önemli olan 365 gün oruçlu olabilmek yâni nefsi koruyabilmektir.”

            3. Bu oruca farklılık katan diğer bir özellik ise; orucun bedenselliğinin yanında davranışsal boyutunun daha baskın olması. Örneğin; oruçlu iken küfür edenin orucu bozulmuş sayılır. Çünkü küfür/sinkaf günahtır, günah işleyen Görgü’de verdiği ikrardan dönmüş sayılır, ikrarı bozulanın orucu da bozulmuş olur. Görgü’de kovu/gıybet yapmayacağına yemin etmiş bir Sıraç men edilen bu işleri yaparsa tereddütsüz orucu bozulur.

            Derviş Ali:

            “Kalkıp Hak cemine gelemeyenler

            Kovudan gıybetten farımayanlar

            Mürşit karşısında arınmayanlar

            Kadir Mevlâm onu süründürmez mi?”  sözleriyle “kovu gıybet yapanları Allah’ın süründüreceğini” belirtmektedir. Yaptırımı bu kadar ağır olan bir suçu işleyen kişinin orucunun bozulmayacağı söylenemez.

           

            4. Yukarıda ifade edildiği üzere orucu bozan hâller deyince akla sadece yiyecek içecek gelmemelidir. Kul hakkı yiyen birisinin orucu bozulur mu? “Helâl haram ver Allah’ım/Garip kulun yer Allah’ım” diyen birisinin orucu bozulur mu? Sıraçlar bu sorulara düşünmeden cevap verir/vermelidir: ANINDA BOZULUR! Çünkü, deyişler sorunun cevabını vermişse yoruma ihtiyaç duyulmaz.

            Pir Sultan Abdal:

            “Helal haram yiyen kişi

            Hakk'ınan yoktur bir işi

            Oturmuş da sallar başı

            Zikrullahım dese gerek” sözleriyle helâl-haram demeden yiyen bir insanda Allah inancı yoktur,  demekte ironi yaparak bu kişinin boşuna kafasını sallayarak güya zikir çekip Allah’ın adını ağzına almaması gerektiğini vurgulamaktadır.

            “Hayrını şerrinden seçmek

            Helâl yemek helâl içmek

            Haramdan küfürden kaçmak

            Ne güzeldir ne güzeldir.”  Deyişinde Ruhsati “güzel olan eylemleri” ne kader güzel! özetlemiştir.

            İbreti “üzerinde kul hakkı olan kişiye meleklerin dahi sorgu soramadığını” söylerken “kul hakkının” ne kadar da ağır bir bedelinin olduğunu belirtiyor. O zaman sormak gerekmez mi? Kul hakkı yiyen birisine tuttuğu orucun ne faydası olur?

            “Bu gerçek sözleri herkes bilemez

            Yüzden geçer gider künhe eremez

            Melek dahi ondan sorgu soramaz

            Kul hakkın verirse hemen dediler”

           

            Edebine, erkânına uygun olarak Hıdır Ellez Orucu tutanların orucunu Allah kabul etsin.