- 0 356 317 97 66
Oruç; özü itibarıyla
nefse hâkimiyet sağlamak, nefsi terbiye etmek, yokluğun, yoksulluğun anlamını
idrakle dayanışma bilinci geliştirmek ve şükretmeyi öğrenmektir.
Halk arasında Ramazan Orucu ve
Muharrem Orucu yaygın olarak bilinir ama Hıdır Ellez (Hızır İlyas) Orucu pek
bilinmez. Nasıl tutulduğuna dair de ciddi bilgi noksanlıkları vardır. Bilindiği
üzere Hubyar Sultan’ın taliplerine Sıraç denir. Zile özelinde ise türbesi Acısu
Köyü’nde bulunan Veli Baba taliplerine Sıraç denir, diğer bir tanımla Anşa
Bacılı Sıraçları da denir. İşte bu orucu daha çok Anşa Bacılı Sıraçları tutar.
İnanca göre Hızır; darda kalanların
yardımcısıdır, ölümsüzlük sembolüdür. “Ya Hızır, Ya Hızır” diye dua edilmesi bu
nedenledir. İlyas ise doğa ve canlıların bereketlendiği baharın müjdecisidir.
Bu iki kutsal figürün yılda bir kez buluştuğuna inanılır ve bu buluşma hayata
can veren bir eşik olarak görülür.
Sıraçların diğer bir inanışına göre
ise; Hubyar İstanbul’da fırına atılır. Fırında 7 gün kalır ve sakalı buz tutmuş
olarak fırından çıkar. Bu süre zarfında hanımı Gönül Ana hiçbir şey yiyip
içmez, sürekli olarak “Hızır yardımcısı olsun” diye dua eder. Bu olaya izafeten
7 gün oruç tutulduğu söylenir. Bu oruca; Hubyar Orucu/Gönül Ana Orucu diyenler
de vardır.
Hubyar Sultan (Abdal Dedem) bu
oruçla ilgili söylediği deyişte:
“Yedi
gündür orucu
Tutana
yok sorgucu
Kâfire
batın kılıcı
Safa
geldin Hızır İlyas” demektedir.
Oruç nasıl tutulmalı sorusunun
cevabı genel ifadeyle; niyetli olarak gün doğumundan gün batımına kadar ağıza
yiyecek ve içecek alınmaması şeklindedir. Bu tanım Sıraçlar açısından Hıdır Ellez
Orucu için yeterli değildir, noksandır.
Sıraçların oruç tanımı ise şu
şekildedir: Görgüden geçmiş olarak gün doğumundan gün batımına kadar 7 gün
süreyle; ağıza yiyecek içecek almamak, nefse ağır gelen şeyler
yapmamak/söylememek, günahlardan/haramlardan kaçınmak, sinkaf etmemek, şatafatsız
sofrada helâl lokma bulundurmak olarak özetlemek mümkündür.
Bu
tanımı açmak gerekirse:
1. Sıraçlar; inançlarının gereği
edep erkânlarına uygun olarak her yıl Cem ibadetleri öncesinde cem erenlerinin
(baba/bacı, sofu/eci vd) önünde kısaca “eline,
diline, beline” sahip oldukları ve olacaklarına dair yemin ederler. Her
türlü davalar burada halledilir, herkes birbirinden razı olur, buna “Görgü” denir. Küsülüsüyle-barışan,
döktüğünü-dolduran, yıktığını-yapan, ağlattığını-güldüren Görgüden geçmiş, oruç
tutmaya hazır demektir.
2. Görgü süreci her yıl Şubat ayı
içinde tamamlanır. Takvim sabittir, diğer oruç ve aylar gibi dönerli değildir,
ileri geri gitmez. “Aç kalmakla oruç tutulmaz, oruç mideyle değil kalple/yürekle tutulur,
bütün uzuvlarda buraya bağlıdır, birkaç gün oruçlu olmak semboliktir, önemli
olan 365 gün oruçlu olabilmek yâni nefsi koruyabilmektir.”
3. Bu oruca farklılık
katan diğer bir özellik ise; orucun bedenselliğinin yanında davranışsal
boyutunun daha baskın olması. Örneğin; oruçlu iken küfür edenin orucu bozulmuş
sayılır. Çünkü küfür/sinkaf günahtır, günah işleyen Görgü’de verdiği ikrardan
dönmüş sayılır, ikrarı bozulanın orucu da bozulmuş olur. Görgü’de kovu/gıybet
yapmayacağına yemin etmiş bir Sıraç men edilen bu işleri yaparsa tereddütsüz
orucu bozulur.
Derviş Ali:
“Kalkıp Hak cemine
gelemeyenler
Kovudan gıybetten
farımayanlar
Mürşit karşısında
arınmayanlar
Kadir
Mevlâm onu süründürmez mi?” sözleriyle “kovu gıybet
yapanları Allah’ın süründüreceğini” belirtmektedir. Yaptırımı bu kadar ağır
olan bir suçu işleyen kişinin orucunun bozulmayacağı söylenemez.
4. Yukarıda ifade edildiği üzere
orucu bozan hâller deyince akla sadece yiyecek içecek gelmemelidir. Kul hakkı
yiyen birisinin orucu bozulur mu? “Helâl haram ver Allah’ım/Garip kulun yer
Allah’ım” diyen birisinin orucu bozulur mu? Sıraçlar bu sorulara düşünmeden
cevap verir/vermelidir: ANINDA BOZULUR! Çünkü, deyişler sorunun cevabını
vermişse yoruma ihtiyaç duyulmaz.
Pir Sultan Abdal:
“Helal haram yiyen kişi
Hakk'ınan
yoktur bir işi
Oturmuş
da sallar başı
Zikrullahım
dese gerek” sözleriyle helâl-haram demeden yiyen bir insanda Allah inancı yoktur, demekte ironi yaparak bu kişinin
boşuna kafasını sallayarak güya zikir çekip Allah’ın adını ağzına almaması
gerektiğini vurgulamaktadır.
“Hayrını şerrinden seçmek
Helâl
yemek helâl içmek
Haramdan
küfürden kaçmak
Ne
güzeldir ne güzeldir.” Deyişinde Ruhsati “güzel olan eylemleri”
ne kader güzel! özetlemiştir.
İbreti “üzerinde kul hakkı olan
kişiye meleklerin dahi sorgu soramadığını” söylerken “kul hakkının” ne kadar da
ağır bir bedelinin olduğunu belirtiyor. O zaman sormak gerekmez mi? Kul hakkı
yiyen birisine tuttuğu orucun ne faydası olur?
“Bu
gerçek sözleri herkes bilemez
Yüzden
geçer gider künhe eremez
Melek
dahi ondan sorgu soramaz
Kul
hakkın verirse hemen dediler”
Edebine, erkânına uygun olarak
Hıdır Ellez Orucu tutanların orucunu Allah kabul etsin.