- 0 356 317 97 66
Hıdırellez,
Türk Dünyasında kutlanan ilk yaz bayramlarından biridir. Kaynağı çok eskilere
dayanır. Bu bayrama Anadolu’da ve Anadolu dışında Türk halkı büyük ilgi
gösterir.
Hıdırellez,
halk arasındaki yaygın inanışlara göre dünyada zorda, sıkıntıda olanlara yardım
ettiğine inanılan Hızır ile İlyas’ın bir araya geldiği günün anısına
kutlanmakta olup Hızır-İlyas birleşik sözcüğünün halk ağzında aldığı bir biçimi
yansıtmaktadır.
Hıdırellez’in
baş kahramanı Hızır, halk arasında ölümsüz olduğuna ve darda kalanların
yardımına koştuğuna inanılan, iyilik, bolluk, bereket getiren efsanevi bir
kişidir. Halk, Hızır’ı peygamber sayar; bu nedenle de Hızır aleyhisselam, Hazır
nebî, Hızır peygamber gibi adlarla anar. Nitekim “Hızır gibi yetişmek, Hızırın
eli değmiş, kul bunalmayınca Hızır yetişmez” gibi deyim ve atasözleri bu
inancın ürünüdür. Ölümsüzlüğü, ab-ı hayat’ı bulup içmiş olmasındandır.
Hıdrellez,
halk arasında ölümsüzlük sırrına erdiklerine ve biri karada, diğeri denizde
darda kalanlara yardım ettiklerine inanılan Hızır ve İlyâs peygamberlerin yılda
bir defa bir araya geldikleri gün olarak kabul edilir. Ancak bu beraberlikte,
ismi yaşatılmasına karşın uygulamada İlyâs’ın şahsiyeti tamamıyla silinerek
Hızır motifi öne çıkarılmıştır.
Hızır
kültü ve bu kült çevresinde oluşup yaşamaya devam eden bir gelenek mevcuttur.
Hıdırellez geleneği, bütün Türk halklarının topluca katılıp kutladığı, bir
takım töreleri yerine getirdiği mevsimlik bir bahar bayramıdır. Birçok gelenek
ve görenek Hıdırellez kültü bünyesinde yaşatılır. Bu nedenle Hıdırellez, Türk toplumunu canlandıran,
birlik ve beraberliğini pekiştiren bir olgudur. Rûz-ı Hızır (Hızır’ın günü)
olarak adlandırılan Hıdırellez günü,
Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında Hıdırellez biçimini
almış halidir.
Hızır
geleneği ve ilgili inançlar Türkiye, Balkanlar,
Kazakistan, Kırgızistan, Altaylar, Özbekistan, Azerbaycan ve Gagauz
Türkleri arasında bütün canlılığı ile yaşamaktadır.
Hıdrellez
merasimleri Hızır ile İlyâs’ın buluşması anısına hemen daima toplu olarak
gerçekleştirildiği için Zile’de olduğu gibi bazı yörelerde de yeşillik bir
mekândan oluşan ve “Hıdırlık” denen, insanların bir arada yiyip içtiği,
mısırlar közleyip, salıncaklar kurup eğlendiği bir mesire yeri bulunur.
Hıdrellez
toprak ve su kültüdür. Trakya'da
Hıdrellez günü Tunca nehrine girilerek arınıldığına inanılması, Hızır'ın
ölümsüzlük suyunu içtiğine inanılması su kültünden kaynaklanmaktadır.
Hıdrellezde niyet açısından gülün önemi, çayır çimen yerlere gidilip piknik
yapılması, çimenlere uzanılması, dilek ağacı ritüeli, salıncakta sallanılması, bu günün doğanın yeniden uyanış günü kabul
edilmesi de toprak kültünden kaynaklanmaktadır. Toprak ve su kültü olan
Hıdırellez uygulamaları, ateş kültü olan nevruz uygulamalarıyla karıştırılıp
ateş üstünden atlandığı görülmekte olup bu uygulama doğru değildir.
2017
yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne alınan Hıdırellez her
yıl 5-6 Mayıs tarihlerinde kutlanır. Baharın gelişini simgeleyen bu özel günde
insanlar hayatlarına bereketin dolmasını umut ederler ve doğa canlanmaya
başlar.
5
Mayıs akşamından 6 Mayıs sabahına kadar çeşitli kutlama etkinlikleri yapılır.
Genellikle bu etkinlikler 6 Mayıs
akşamına kadar sürer. Anadolu’nun hemen her bölgesinde Hıdırellez kapsamında
özde aynı uygulamada farklı gelenekler uygulanır.
Hıdırellez
kutlamaları kapsamında uygulanan geleneklerden bazıları şunlardır:
a. Gül fidanının dibine ev, araba, beşik
vb. sahip olmak istediklerinin resmi çizilir, ya
da
dilek kâğıdı yazılarakgömülür.
b. Karınca yuvasından 5 Mayıs günü alınan
toprak o gece dışarıda bırakılıp 6 Mayıs
günü
evin içinde bir yere konup bir yıl saklanırsa o evde bolluk ve bereketin
olacağına inanılır.
c. 5 Mayısı 6 mayısa bağlayan gece
toprağa ev halkı sayısınca fasulye ve
aynı sayıda
nohut
ekilir. Aile çiftçi ise mahsulün bol
olacağına aynı zamanda ev halkının
kötülüklerden korunacağına inanılır.
d. Yeşil alanlarda yapılan Hıdırellez
etkinlikleri bir nevi doğayla kavuşma ritüeli olup
otlarda
ve çiçeklerde bulunan bahar tazeliğinin insan vücuduna geçeceğine inanılır.
Hıdrellez sabahı hasta olanlar kaynak suyu içerler ve üzerine basılmamış
çimenler üzerinde yuvarlanırlarsa şifa
bulacaklarına inanılır.
e. Bolluk ve bereket denildiğinde nar
patlatma geleneği akıllara geldiğinden nar ağacı
yetişen
yörelerde Hıdırellez uygulamaları arasında narı yere vurarak patlatma geleneği
uygulanır. Patlatılan narın sene boyunca hane sahibine bereket getireceği kabul
edilir.
f. Hıdrellez günü evler kapıya doğru
değil de kapıdan içeri doğru süpürülürse bolluk
ve
bereketin eve dolacağına inanılır.
Bereketin gideceği düşüncesiyle dışarı doğru süpürge yapılmaz.
g. Hıdırellez etkinlikleri kapsamında o günün sabahında evlerin kapı ve pencereleri
açılır.
Bunun nedeni eve temiz hava ile birlikte, o gece Hızır’ın dolaştığına
inanıldığından Hızır’ın uğrayıp bolluk ve bereket getirmesini dilemektir.
h. Farklı yörelerde “Yüzük atma”, “Baht
açma”, “Mantıfar” gibi adlarla anılan 15
yaşından
büyük ve 50 yaşını geçmemiş hanımların küpe, kolye ya da yüzük gibi kişisel
eşyalarını içi su ile doldurulmuş olan çömleğin içine atıp bu çömleği
Hıdırellez gecesi bir gül ağacının dibine bırakıp ertesi gün maniler ile çıkarıp niyet mânili
bir eğlence düzenlemeleri ritüeli.
Saptadığımız
bir uygulamaya göre: “Zile’de Hıdırellezde hanımlar bir araya gelerek mantuvar
da denilen niyet mânili bir eğlence düzenlerler. 5 Mayıs gecesi ufak kâğıtlara birçok mâniler
yazıp bunları çömleğe koyup iyice karıştırırlar ve ağzını kapatırlar. Mahallenin kızları, kadınları, gelinleri
kendilerine ait yüzük, küpe, düğme, tarak gibi kişisel eşyalarını da içine su
doldurulmuş ayrı bir çömleğe atarlar.
Bunların kimlere ait oldukları sadece mantuvarı düzenleyen bilir ve
gizli tutulur. Çömleklerin ağzına birer bez bağlanır. Gül fidanının dibine
bırakılır. 6 Mayıs’ta toplanıp kadınlardan biri:
Mantuvarın
bol olsun
İçi
dolu gül olsun
Mantuvarı
kuranın
Âkibeti
hayrolsun
der. Mantuvarı düzenleyen kadın da:
Mantuvarım
fal ola
İçi dolu bal ola
Mantuvara
gelenin
Muradı hasıl ola
biçiminde bir mâni söyler. Bir genç kız çömleğin
önüne oturur. Yanına da bir kız
görevlendirilir. Önce çömleğin üzerindeki bez açılır. Biri çömlekten iyice
karıştırarak aldığı eşyayı gösterir,
diğeri de öbür çömlekten akşamdan hazırlanıp küpe konan mânilerden birini
çekerek okur.
Ayna
attım çayıra
Şavkı
vurdu bayıra
Bu
niyet kime çıksa
İşi
döner hayıra
biçimindeki niyet mânileri okununca mâninin
gerçekleşmesi için adaklar bile adanır.”
Hıdırellez Bayramınız Kutlu Olsun.