- 0 356 317 97 66
1965 yılında Iğdır'da
şehit olan ve kimsesizler mezarlığına defnedilen Onbaşı Duran Öztürk'ün naaşı,
yıllar sonra ortaya çıkan mezarından alınarak Tokat'a gönderildi.
Tokatlı Onbaşı Duran Öztürk, 1965 yılında Iğdır'da askerlik
görevini yaptığı sırada yaşanan fırtına nedeniyle yemekhanede borunun başına
düşmesi sonucu şehit oldu. Maddi imkansızlıklar nedeniyle cenazesi memleketine
götürülemeyen Öztürk, Iğdır'daki kimsesizler mezarlığına defnedildi. Şehidin
mezarı, yıllar boyunca kendisini defneden kişilerden birinin düzenli
ziyaretleri sayesinde unutulmadı. Zamanla kaybolmaya yüz tutan mezarın bir
şehide ait olduğu, isimsiz ziyaretçinin anlatımları ve askeri kaynakların
doğrulamasıyla ortaya çıkarıldı.
Durumu öğrenen mermer atölyesi sahibi Gökhan İpek,
mezarı yeniden yaptırarak başucuna Türk bayrağı dikti ve her hafta ziyaret
etti. İpek, 2021 yılında gelişmeleri, şehidin oğlu ile aynı isim ve soyadı
taşıyan gazeteci Halit Öztürk aracılığıyla kamuoyuna duyurdu. Haberi gören ve Tokat'ta yaşayan oğlu Halit Öztürk (62), mezara sahip
çıkan İpek'e ulaşarak teşekkür etti. Henüz bir yaşındayken babasını kaybeden
Öztürk, yıllar sonra Iğdır'a gelerek babasının mezarını ilk kez ziyaret etti.
Öztürk, "Ailem o dönemdeki maddi imkansızlıklar nedeniyle babamın
cenazesini Tokat'a getirememiş. Mezarı Iğdır'da olduğunu biliyorduk ancak
yerini tespit edememiştik" dedi.
Ailenin talebi üzerine, şehidin naaşının
memleketine nakledilmesine karar verildi. Iğdır Asri Mezarlığı'ndaki kabri
açılan Şehit Duran Öztürk'ün naaşı tabuta konularak kara yoluyla Tokat merkeze bağlı Yazlık köyüne gönderildi.
Cenaze nakli sırasında Kurmay Albay Ümit Çetin, askerler ve polis ekipleri de
hazır bulundu. Şehidin çocukları ve torunları, yıllar sonra memleketlerinde
mezarı başında dua etme imkanı bulacak.
Şehit mezarını bulan mermer atölyesi sahibi Gökhan
İpek, "2016 yılında bu olayla tesadüfen karşılaştım. Asri Mezarlık'ta bir
mezar yapıyordum. O sırada başka bir mezarın taşının yarısına kadar toprağa
gömüldüğünü fark ettim. Taşın üzerinde sadece "şehit" yazıyordu. Taşı
çıkarıp incelediğimde, burada askeri personel olarak şehit düşen birine ait
olduğunu anladım. Bunun üzerine araştırmaya başladım ve mezarı yeniden
yaptırdım. O dönem bölge gazeteciliği yapan Halit Öztürk ağabeyime de durumu
anlattım. İlk paylaşımlarımızda herhangi bir sonuca ulaşamadık. Alay
Komutanlığı'na ve askerlik şubesine gittim, ancak burada böyle bir askerin ya
da böyle bir şahsın şehit olduğuna dair net bir bilgi verilmedi. Bugün ulaşılan
bilgilerin tamamı, o gün elimizde bulunan bilgilerle aynıydı. Daha sonra Halit
Bey'i çağırdım. Bir haber yaptık. Halit Bey'in girişimleri sayesinde aileye
ulaşıldı. Bu, aile için 56 yıllık bir özlemdi. Merhum, askerlik görevini yapmak
için buraya geldiğinde oğlu bir yaşındaymış, kız kardeşi ise iki yaşındaymış.
Yaklaşık üç ay önce Tokat'a giderek aileyle görüştüm. Daha önce onlar da
Iğdır'a gelmiş, ailece bizi ziyaret etmişlerdi. Aslında aile, 1991 yılında da
Iğdır'a gelmiş. O dönemde Iğdır Belediyesi tarafından 14 gün boyunca anons
yapılmış, ancak herhangi bir sonuca ulaşılamamış. Bunun üzerine geri dönmüşler.
Şehit Duran Öztürk, ilk olarak Alay Komutanlığı'nın arkasındaki mezarlığa
defnedilmiş. Ancak daha sonra mezarı başka bir yere nakledildiğinde zabıt
defterlerine işlenmemiş. Bu nedenle kayıtlarda kaybolmuş ve kimsesizler
mezarlığına defnedilmiş. Nasip bizeymiş. 2016 yılında tesadüfen fark ettik.
Mezar, adeta yolun içine karışıp kaybolmak üzereydi. Sonuçta bunların hepsi
bizim değerimizdir. Şehidimizin naaşı, bulunduğu mezardan alınarak doğduğu
topraklara götürüldü. Ancak ben mantıken şuna inanıyorum: Mezarı hangi yerde
bulunduysa, orada mutlaka sembolik de olsa bir şehit mezarı bulunmalı. Eğer yapılmazsa,
ben bizzat kendim yapmayı düşünüyorum" dedi.