- 0 356 317 97 66
Kültür ve
Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ABD'den Türkiye'ye iadesi sağlanan 100 kültür
varlığını İstanbul Arkeoloji Müzelerinde tanıttı. Aynı programda, farklı ülke
ve koleksiyonlara dağılmış Boubon kökenli eserleri bir araya getiren
"Kaçış Yok: Boubon" sergisinin açılışını gerçekleştiren Ersoy,
bilimsel kanıtlar ve uluslararası iş birliğiyle Anadolu'nun mirasını yeniden
ait olduğu topraklara kavuşturduklarını vurguladı. Ersoy, "Amacımız
eserleri bir vitrinden alıp başka bir vitrine koymak değil, hikayeleri ve ait
oldukları kültürel bütünlük içinde onları yeniden değerlendirebilmektir"
dedi.
ABD'den Türkiye'ye iadesi sağlanan 100 kültür varlığını İstanbul Arkeoloji
Müzelerinde tanıtıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul
Arkeoloji Müzelerinde düzenlenen basın toplantısında, Amerika Birleşik
Devletleri'nden Türkiye'ye iadesi sağlanan 100 kültür varlığını tanıttı ve
"Kaçış Yok: Boubon" sergisinin açılışını gerçekleştirdi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy program sonunda heyetle birlikte
müzeyi gezip getirilen eserleri incelediler. Eserler hakkında bilgi aldılar.
Manhattan Bölge Savcı Yardımcısı Matthew Bogdanos'un da katıldığı programda
Ersoy, eserlerin iade süreçlerini, bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu
bulguları ve uluslararası iş birliğiyle elde edilen sonuçları paylaştı.
ABD'de müzayedeye çıkarılan eserlerin satışı durduruldu
Mayıs 2026'da ABD'de yerleşik bir müzayede evinin satışa sunduğu Anadolu
kökenli eserler için Bakanlığın harekete geçtiğini belirten Bakan Ersoy,
hazırlanan bilimsel veri ve belgelerin Manhattan Bölge Savcılığı ve ABD İç
Güvenlik Soruşturmaları Birimi (HSI) ile paylaşıldığını söyledi.
Ersoy, yürütülen çalışmalar sonucunda eserlerin satışının durdurulduğunu ve
Türkiye'ye iadelerinin sağlandığını açıkladı.
Horoztepe'nin 40 eseri yaklaşık 70 yıl sonra Türkiye'ye döndü
İadesi sağlanan 100 kültür varlığı arasında Tokat'ın Erbaa
ilçesindeki Horoztepe kökenli 40 eserin önemli bir yer tuttuğunu belirten Bakan
Ersoy, MÖ 2300 ile 2000 yıllarına tarihlenen eserlerin Erken Tunç Çağı
Anadolu'sunun gelişmiş metal işçiliğini yansıttığını söyledi.
Törensel müzik aletleri, silahlar ve metal kaplardan oluşan eser grubunun
iadesinde Prof. Dr. Tahsin Özgüç'ün bilimsel çalışmalarından yararlanıldığını
anlatan Ersoy, bu araştırmaların eserlerin biçim ve üretim özelliklerinin
karşılaştırılmasına imkân sağladığını kaydetti.
Horoztepe'de 1953 yılında gerçekleştirilen kaçak kazılara ve sonrasında
kurtarılan buluntulara ilişkin kayıtların da araştırmalarda kullanıldığını
belirten Bakan Ersoy, elde edilen verilerin, eserlerin yurt dışına çıkarılma ve
müze koleksiyonlarına giriş süreçlerini aydınlatan belgelerle tamamlandığını
aktardı.
Ersoy, yaklaşık 70 yıl sonra gerçekleşen iadenin farklı bilimsel ve tarihî
kanıtların birlikte değerlendirilmesiyle mümkün olduğunu vurguladı.
Düver'in 44 mimari Levhası Getty müzesinden geri alındı
Türkiye'ye kazandırılan ikinci önemli grubun Burdur'un Düver Köyü kökenli 44
pişmiş toprak mimari levhadan oluştuğunu açıklayan Bakan Ersoy, Arkaik Dönem'e
ait eserlerin MÖ 6. yüzyıla tarihlendiğini belirtti.
Dönemin yapılarında çatı ve kaplama düzenlerinde kullanılan levhaların bezeme,
biçim ve üslup özelliklerinin bilinen örneklerle karşılaştırıldığını ifade eden
Ersoy, arşiv ve koleksiyon kayıtları üzerinden eserlerin dağılışının
izlendiğini söyledi.
Bakan Ersoy, 2022 yılında ABD'den, 2024 yılında Danimarka'dan ve 2025 yılında
Virginia Güzel Sanatlar Müzesinden gerçekleştirilen iadelerin ardından J. Paul
Getty Müzesindeki eser grubunun da Türkiye'ye kazandırıldığını açıkladı.
İade edilen Düver eserlerinin, hazırlanacak bir proje kapsamında İstanbul
Arkeoloji Müzelerinin koleksiyonlarındaki diğer parçalarla bir araya
getirileceğini duyuran Ersoy, "Her bir parça bize geçmişte yaşanan yağmayı
hatırlatırken, aynı zamanda kararlılığın birleştirici gücünü de
anlatacak." dedi.
Aphrodisias portresinin iadesinde 1976 tarihli tutanak belirleyici oldu
İadesi sağlanan eserler arasında Aphrodisias Antik Kenti'ne ait bir portrenin
de bulunduğunu açıklayan Bakan Ersoy, eserin kentle bağlantısının ve yurt
dışındaki koleksiyonlara uzanan geçmişinin Bakanlık uzmanlarınca
araştırıldığını belirtti.
Arşiv belgeleri ile eski koleksiyon kayıtlarının karşılaştırıldığını anlatan
Ersoy, 1976 yılında hazırlanan olay yeri tutanağında yer alan bir ifadenin
yıllar sonra yürütülen iade çalışmalarına önemli bir dayanak oluşturduğunu
söyledi.
Bakan Ersoy, söz konusu tutanakta savcının, "Tespit edilip belgelenenler
dışında başka eserlerin de çalındığı yapılan incelemeden anlaşılmaktadır."
ifadesine yer verdiğini hatırlattı. Bu kaydın arkeolojik verilerle birlikte
değerlendirilmesinin, portrenin izlediği yolun aydınlatılmasına ve iade talebinin
somut kanıtlarla desteklenmesine katkı sağladığını ifade etti.
İade edilen 100 eser arasında tiyatro maskları ve tanrıça heykelcikleri gibi
özel parçaların da bulunduğunu belirten Ersoy, eserlerin artık doğup
şekillendikleri kültürün diğer unsurlarıyla bir arada olduğunu söyledi.
Boubon'un parçalanan heykelleri yıllar sonra aynı sergide buluştu
"Kaçış Yok: Boubon" sergisinin tarihî eser kaçakçılığına karşı
yürütülen mücadelenin onlarca yıla yayılan sonuçlarını ortaya koyduğunu
belirten Bakan Ersoy, Burdur'un Gölhisar ilçesine bağlı İbecik Köyü
yakınlarındaki Boubon Antik Kenti'nden kaçırılan bronz heykellerin dönüş
sürecini anlattı.
Roma imparatorları ve imparatorluk ailesinin onurlandırıldığı Sebasteion'da
bulunan heykellerin, 1960'lı yıllarda kaçak kazılarla parçalanarak yurt dışına
çıkarıldığını belirten Ersoy, başları, gövdeleri ve uzuvları farklı ülke ve
koleksiyonlara dağılan eserlerin sergide yeniden bir araya getirildiğini
söyledi. Ersoy, Türkiye'ye kazandırılan Boubon kökenli kültür varlıkları
arasında Lucius Verus, Septimius Severus, Caracalla ve Marcus Aurelius'a ait
eserlerin de bulunduğunu kaydetti.
Boubon eserlerinin izini sürme çalışmalarının Prof. Dr. Jale İnan'ın
öncülüğünde başladığını hatırlatan Bakan Ersoy, İnan'ın yazıtları, kaideleri ve
yurt dışındaki heykelleri birlikte değerlendiren araştırmalarının bugünkü
çalışmaların bilimsel temelini oluşturduğunu vurguladı. Gazeteci ve yazar Özgen
Acar'ın dosyayı belgeler ve tanıklıklarla gündemde tuttuğunu belirten Ersoy,
The New York Times yazarları Graham Bowley ve Tom Mashberg'in araştırmalarının
da eserlerin dönüşüne katkı sağladığını ifade etti.
Tanıklıklar ve bilimsel analizler Boubon bağlantısını kanıtladı
İade çalışmalarında İbecik Köyü sakinlerinin görgü tanıklıklarına yeniden
başvurulduğunu açıklayan Bakan Ersoy, heykellerin nerede ve nasıl bulunduğuna,
köyden hangi yollarla çıkarıldığına ilişkin anlatımların eski fotoğraflar ve
müze kayıtlarıyla birlikte değerlendirildiğini belirtti.
Heykellerin ayakları ile kaidelerdeki bağlantı izlerinin karşılaştırıldığını
anlatan Ersoy, Marcus Aurelius heykelinin ayak kalıbının kaidedeki oyuklarla
uyumunun somut bulgulardan biri olduğunu söyledi. Bu bağlantının toprak ve
kurşun izotop analizleriyle de desteklendiğini belirten Bakan Ersoy, Almanya'daki
Curt Engelhorn Arkeometri Merkezinde yürüttüğü çalışmalarla sürece katkı
sağlayan Prof. Dr. Ernst Pernicka'ya teşekkür etti.
İadelerin bilimsel araştırmalara da yeni bir ivme kazandırdığını vurgulayan
Ersoy, Boubon'da 2023 yılında yeniden başlayan arkeolojik kazıların, Burdur
Arkeoloji Müzesinin koordinasyonunda Dr. Düzgün Tarkan ve kazı ekibi tarafından
sürdürüldüğünü açıkladı.
"Haklının Ve Adaletin De Sesi Oldular"
Bilimsel araştırmaların hukuki sonuçlara dönüşmesinde Manhattan Bölge Savcılığı
ve HSI'ın önemli rol üstlendiğini belirten Bakan Ersoy, Matthew Bogdanos ve
ekibine teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı:
"Bu sergi, Sayın Bogdanos ve ekibinin kültür varlıklarının iadesi
konusunda dünyadaki yaklaşımı değiştirdiklerinin en önemli göstergesidir.
Onlar, yalnızca eserleri ait oldukları topraklara yeniden kavuşturmakla
kalmadılar; haklının ve adaletin de sesi oldular."
Bakanlık ekipleri, bilim insanları ve serginin küratörlüğünü üstlenen Kültür ve
Turizm Uzmanı Egemen Batu Varol başta olmak üzere çalışmalara katkı sunanları
kutlayan Ersoy, Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye'nin New York Başkonsolosluğunun
süreçteki desteğine, Türk Hava Yollarının da eserleri ücretsiz ve güvenli
biçimde Türkiye'ye ulaştırdığına dikkati çekti.
Kültür varlıklarının dönüşünün fiziksel bir kavuşmanın ötesinde anlam
taşıdığını vurgulayan Bakan Ersoy, "Amacımız eserleri bir vitrinden alıp
başka bir vitrine koymak değil, hikâyeleri ve ait oldukları kültürel bütünlük
içinde onları yeniden değerlendirebilmektir." dedi.
Türkiye'nin kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelesini sürdüreceğini belirten
Ersoy, "Anadolu'dan yasa dışı yollarla çıkarılmış kültür varlıklarımızın
izini sürmeye ve onları bilimsel, hukuki ve diplomatik çalışmalarla ait
oldukları topraklara kazandırmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.