ÇOCUKLUĞUMDAN BİR 23 NİSAN BAYRAMI

 
Bekir ALTINDAL - Emekli Başmüfettiş

Okul çağına geldiğim için Anamın kararlı tutumu ile Şeyh Ahmet Tepesi’nin eteklerindeki Kepez’den Zile’ye taşındık…Kislik Mahallesi Partal Sokak’ta ev almış Dedem. Partal Sokağın çocukları ile arkadaşlık dahi kuramadan yeni açılan Atatürk İlkokulu’nda bulmuşum kendimi. “Mini mini birler” olduğumdan da haberim yok. Sınıf arkadaşlarımdan yaşça bir yaş büyük boyca da biraz daha uzun olmam sebebiyle olacak ki, (Ellerinden öptüğüm) Saadet KARTARI Hocam beni sınıf başkanı yaptı. Yaptı yaptı ama nasıl bir başkanlık yaptım? Bir-iki ay veya bir sömestri, hatırlamıyorum…

Atatürk İlkokulu yeni yapılmış, İstiklâl, Necmimuammer, Sakarya ve diğer ilkokullardan naklen gelen öğrenciler ile bizim gibi iki sınıf mimi mini birlerden oluşan bir okul. Diğer okullar ne kadar yaramaz öğrenci varsa bizim okula göndermiş… Dördüncü ve Beşinci sınıflar, fizik olarak ortaokul öğrencileri gibiler. Bu öğrencilerle kim başa çıkabilir?  Tabi ki Okul müdür Asım Ozan…

Müdürümüz Asım OZAN’ın mavi veya lacivert Wolkswagen halk deyimiyle kablumbağa arabası Amasya Caddesi’nden Boyuntarla’dan geçmeden sesi duyulduğunda çil yavrusu gibi sokakta görünmemeye çalışan biz öğrenciler… Nasıl korkmazsın da kaçmazsın. Asım Hoca aynı zamanda ünlü bir avcı…
Öğretmenler Baba Rifat BAŞDOĞAN, Kardeşi sanatçı ruhlu Fuat BAŞDOĞAN, Bedriye IŞIK, Saadet KARTARI, Selahattin ERDEN ve 1963 yılından itbaren de Hatice HAZİNEDAROĞLu. Müstahdemimiz Kışla Mahallesi’nden Hüseyin Abi… dini sohbet
Birinci sınıftamıydı..ikinci sınıftamıydı? Bilmiyorum. 23 Nisan Çocuk Bayramı yaklaştığını, Böngüldeğin suyunun çağlama sesleri arasında beşinci sınıftaki abilerimizin trampet çalışmalarından anlıyorduk.

Dediler ki 23 Nisan için okul renk beğenmiş. O renk kumaş alınacak her öğrenci için dikilecek… İçimiz kıpır kıpır. Benim de o renk 23 Nisan elbisesinden olacak mı? Yokluk da var.. Ama alındı kumaşı, babam mı aldı? Öğretmen olan ve bize hep destek çıkan dayım Sait SUNA mı aldı? Kendimiz mi diktirdik yoksa okul mu diktirdi? Hatırlamıyorum… Amma hatırladığım o yılın 23 Nisan gününü iple çektiğim idi.
Sabah zor oldu. Giydirdiler 23 Nisan elbisemi. Evden çıkıp Partal Sokak’tan geçip okula giderken utanıyorum., sıkılıyorum, duygular karmaşık…
Öğretmenimiz Saadet KARTARI bizi sıra yaptı, Diğer sınıflar da sıra oldu. Beşinci sınıflardan oluşan trampet takımı önde, arkasında yavrukurtlar, onların arkasında mini mini birler yani bizler, Böngüldeğin suyundan atlayıp, Boyuntarla’yı, Amasya Caddesi’ni takip ederek Hükümet binasının önündeki bayram alanına geldik.
Okulumuz yeni açıldığından trampet takımının önünde iri yarı bir öğrencinin tuttuğu bayrağımız, Zile Sanat Okulu ve Zile Ortaokulu’nun bayrağından bile büyük. Bayrağımızın büyüklüğü ile de ayrıca gurur duyardık. O zaman henüz Belediye Sarayı yok. Konuşmalar yapıldı, şiirler okundu, gösterileri seyrettik Neye göre belirlendiğini halâ bilmediğim bir okul sıralamasına göre resmi geçitten sonra okulumuza dönüşe başladık.
O resmi geçidi sıradan bir geçit sanmayın. Lise Bando Takımı’nda iken anlamıştım. Resmi geçit dediğin, ilkokulların trampet ve yavrukurt takımları arasında; ortaokulların ve Lise ile Erkek Sanat Okulu’nun bando ve boru takımları arasındaki rekabet ve çekişme içiboy gösterilen bir törendir.

Trampet-bando takım başkanları (Tandormajor idi herhalde) bütün hünerlerini gösterir, trampetlerin derileri patlatıncaya kadar vurulur, en yüksek nefesle borular öttürülürdü. Bayramlardan sonra komşumuz Dabak Eşref (ARSLANDÖL) Emmi’nin evi derisi patlamış trampetlerle dolardı.


O günden bugüne 55-56 sene geçmiş. Bu yaşa geldim, çocukluğumdan, ilkokul günlerimden hafızamda öne çıkan, o günkü duygularımdır. Cahit KÜLEBİ, çocukluğunda Zile’de babasının iki kitap getirdiği geceden bahsederken “Hayatımdaki o aydınlık geceyi unutamam” diyor.

Ben de Büyük memleket Şairi’nin dediği gibi: O gece uyuyamayıp sabahı zor ettiğim, 23 Nisan’a özel dikilen elbisemi ve rengini unutmam mümkün müdür?
Elbisenin rengi neydi diye soracağınızı düşünüyorum. MOR…

Bugün ne zaman bir mor menekşe, sümbül, leylak veya mor renkli bir elbise görsem, bana öğrenciliğimin o aydınlık gününü hatırlatır… Hafızalarımızda kalan, bu duygular ile, o günkü harçlığımız, harçlığımızdan aldığımız horoz şekeri, macun, simit-çörek…Yok güneşte beklemişiz, yok acıkmışız, yok tuvaletimiz gelmiş, yok bilmem ne… bunların hiçbiri hatıralarımda, hafızamda yer almıyor. dini sohbet

Şimdiki mini mini birler bizim 56 sene önce yaşadığımız, ileride büyüdüğünde, yaşı kemale erdiğinde anlatacağı bu duyguları yaşıyor mu? Bilmiyorum. Ancak bütün Zilelilerin önüne çıkmak, onların bakışları, alkışları destekleri, isminizi bağırması altında yürümek bambaşka bir duygudur. Yaşayan bilir.